Travesti Haber Portalı

Kategoriler

Eşcinsellik üzerine

Eşcinsellik üzerine

  Öncelikle başta şunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir : İnsanlar çeşitli dış etkenlerle eşcinsel eğilimlere sapar.

    Peki nedir bu dış etkenler? Başta yanlış çocuk eğitimi. Kız bebek bekleyen ailenin erkeği kız kıyafetleri ile giydirip kız gibi yetiştirmeleri, kızlarla erkek çocukları aynı yataklarda yatırmaları, erkek çocuklarının  kadınsı ortamda büyütülmeleri, ...Özellikle de babaların eşlerine- erkek çocuklarının annelerine - baskı yapmaları, dövmeleri, zulmetmeleri,...Bu durumda erkek çocuk babayı idol olarak görmediği için kendi iç dünyasında başka ideal şahsiyetler aramaya başlar.Ve bu sürecin sonu eşcinsel eğilimlere doğru rahatlıkla kayabilir!Kısaca baba dayağı da erkek çocukları eşcinsel eğilimlere yöneltebilmektedir!

     Tabii aynı durum tersi için de söz konusu.Kız  çocuk için de aynı durum söz konusu !

    Hormonlar konusu da  ayrıca ele alınması gerekir.Kendinde eşcinsel eğilim gören erkekler öncelikle hormon tedavisine girmesi gerekir.Unutmamak gerekir ki her erkekte de  %10 kadınlık hormonu, her kadında da %10 erkeklik hormonu vardır.Eğer hormon araştırması sonucu % 40- 50 kadınlık hormonu ortaya çıkıyorsa , ikinci aşama, hormon tedavisi ne geçilmelidir.Unutmamalıdır ki hormon tedavisi ile kadınlık hormonları erkekleştirilebilmektedir.

     İçe kapanık toplum ve cemaatlerde de bu konuya dikkat etmek gerekir.
 

               "Emine Şenlikoğlu okuyup eşcinsellikten vazgeçenlerimiz var!" 
   İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Okşan Öztok'a göre Türkiye'de "inançlı eşcinsel" sayısı, "özel ibadet alanları ve imam" gerektirecek kadar fazla. Öztok, "Derneğimizi ziyaret etti ve çok yardımcı oldu" dediği İslamcı yazar Emine Şenlikoğlu'na da hayran. Yeni Aktüel'in görüştüğü Şenlikoğlu ise derneğe gittiğini doğruladı: "Birçok eşcinsel ve travesti de kendiliğinden bana ulaştı. Bugüne kadar 22 tanesini eşcinsellikten vazgeçirdim. Şimdi kimi askerde, kiminden torunum var. Ama özel cami ve imam olmaz!" 
NOT:BU KONUDA EMİNE ÖZKAN ŞENLİKOĞLU'NUN WEB SİTESİNDEN KENDİLERİNE ULAŞMALARI TAVSİYE EDİLİR

                                                     

 

                                                                       EŞCİNSELLİK GENİ !

“Eşcinsellik Geni” de Boşa Çıkmıştı... Amerikalı moleküler biyolog Dean Hamer, bundan 10 yıl kadar önce de oldukça iddialı bir çıkış yapmış bir isim. 1993 yılındaki bir çalışmasında erkeklerin X kromozomundaki bir bölgenin eşcinselliğe neden olduğunu ileri sürmüş ve bu “buluşu” medya tarafından göklere çıkarılmıştı. Ancak aynı kromozom üzerinde çalışan diğer bilim adamları, Hamer’ın bulgusunu doğrulayamadılar. Böylece “eşcinsellik geni” efsanesi boşa çıkmış oldu. Ancak Dean Hamer yılmadı ve bu kez de “Tanrı’ya inanç” için genetik bir temel bumaya karar verdi.    (Mustafa Akyol; Referans, 12 Ekim 2004)

 

 

                                                   TEDAVI OLANA KADAR NE YAPMAK GEREKIR?
   Eşcinsellik Lut kavminin helakine sebeb olan büyük günahlardandır. Bu gibi insanlar, yanlış fiilde bulunmadıkları müddetçe, bu hissi taşımaları kendilerine bir mesuliyet getirmez. islam dini, imkanat değil, vukuat ile hüküm verir. yani, bir insanın kendi içinde bir his taşıması onu mesul etmez. bu hissi fiil ortamına taşıdığı zaman mesul olur.hissi olarak bazı kadınları erkek ve bazı erkeklerin kadın hissine yakın his taşıdıkları bir vakıadır. işte bu hislerini fiil ortamına taşımadıkça ve dine zıt hareketlerde bulunmadıkça, mesul olmayacaklardır.Bu dünya imtihan meydanıdır. Herkesin bir imtihanı vardır. Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. Kimi insanlar cinsellikle kimileri kumar içki gibi hususlarda imtihanı şiddetli olabilir. Bu durumda hiç mücadele etmeden teslim olmak doğru değildir.Zaaf sahibi olmak teslim olmayı gerektirmez. İnsan cinsellikle ilgili kapıldığı duygulardan dolayı mesul olmaz. Ancak bunları fiiliyata dönüştürürse mesul olur. Kısa dünya hayatında günaha karşı sabırla mükellef olan insan zaaflarına sabretmeli ve sonsuz bir hayatta sıkıntısız bir hayatı kazanmak için çalışmalıdır.Neler yapılmalıdır: 1- evlenmek, 2- oruç tutmak, 3- bol bol Kur’an okumak veya zikir çekmek, 4- kur’an tefsiri veya islami kitap okumak, 5- Allah’ı bol bol hatırlamak 6- Ölümü hatırdan çıkarmamak.
  Bu noktada dikkat çekici olan, çoğumuzun üzerinde konuşmayı bile ayıp saydığı bu konuda Kur’ân’da o derece çok ve açık ifadelerin bulunmasıdır. Kur’ân, Lût kavmi örneğinde kendisine temas ettiğine göre, demek ki, bu problem ‘Lût kavmi kadar eski, yok farz edilmeyecek kadar önemli, zinadan bile çirkin, ama herhangi bir insanî yanılgı kadar da konuşulabilir’ imiş.
Peki, neden böyle birşey oluyor? 
   Böylesi bir cinsel sapma neden ve nasıl yaşanıyor?
   Önce biyolojik-genetik faktörlerle başlayalım:
Aslında hepimizin vücudunda karşı cinsin hormonları da az miktarda bulunur. Zaten, öyle olmasa, bütün erkekler aşırı sert ve maço, bütün kadınlar ise aşırı kırılgan olurlardı ve cinslerin birbirini anlayıp hissetmesi pek de mümkün olmazdı. Ancak normalde var olan bu minimal yönelimler, genetik ve hormonal bozulmalar sonucu, bazı kişilerde ileri düzeylere varabiliyor. Ve ortaya doğuştan eşcinselliğe yatkın bireyler çıkabiliyor."E, sonra?" diyorsanız, şu sohbeti dinleyin:
   Geçenlerde bir psikiyatrist arkadaşım beni telefonla aradı. Kısa bir girişten sonra, "Baksana!" dedi, "Biliyorsun; son araştırmalar eşcinselliğin bazı durumlarda neredeyse önlenemez olduğunu gösteriyor. İşin doğuştan gelen genetik bir boyutu da olduğu tesbit edildi; sen de okumuşsundur. Yani, bu kişilerin en azından bir kısmı, yaratılışlarında var olan meyil dolayısıyla o yöne gidiyorlarmış; bu açık artık. Oysa biz İslâmî yönden bunun kabul edilemez bir yönelim olduğunu, hatta ceza gerektirdiğini okuyoruz. Nasıl çözüyorsun bu ikilemi?" Ona, "Belki garip bir örnek olacak ama" dedim, "Biliyorsun, meselâ çok eşlilik de erkekler için neredeyse genetik ve tabiî bir meyildir." "Evet?" dedi. "Peki sen çok-eşli misin?" diye sordum. "Tabiî ki hayır" dedi. "Neden?" diye üsteledim. "İçinde böyle bir meyil yok mu? Açık konuş lütfen." "Var aslında" dedi, "Ama hem eşim buna izin vermez, hem toplumsal kurallar, kanunlar vs. bir yığın engel var; biliyorsun. Üstelik günaha girmiş olurum. O yüzden düşünmem bile." "Kendi sorunun cevabını kendin vermiş oldun işte" dedim. "Eşcinsel meyiller de bazı kişiler için genetik bir temelden kaynaklanan, neredeyse zorunlu bir yönelim olabilir; ama o kişilerin de bu anormal yönelimlerini kontrol etmeleri beklenir, bunu becerebilirler de aslında." "Bu yönden düşünmemiştim" dedi arkadaşım.Ardından, kısa bir düşünme sonrası, "Ama" dedi, "meselâ, bilirsin, beyindeki bazı bozukluklar, örneğin temporal epilepsi gibi hastalıklar, kontrolü güç saldırganlıklara yol açabiliyor. Böyle bir hastalığın da etkisiyle, diyelim ki bilincinde olmadan birini öldüren bir şahıs ceza görür mü? Görmez. Bünyesel hastalığın etkisiyle bu suçu işlediği tespit edilirse Türk Ceza Kanununun 46. veya 47. maddesine göre cezası ya hafifletilir ya da tamamen affedilir. Buna ne diyeceksin?" "Peki," dedim, "O hasta, cezası affedildikten sonra, bir cinayet daha işlesin diye serbest mi bırakılır? Yoksa hastalığı düzelene kadar tedaviye alınıp sonra da uzun süre izlenip kontrol mü edilir?" Arkadaşım, "Yine haklısın" dedi. 
   Ergenliğe geçiş döneminde sırf meraktan bu tür bir ilişkiyi (kısmen) denemiş gençler de olabilir. Nerdeyse ne yaptığını bilmeden, ‘doktorculuk’ oynarcasına."Çocukça bir hata" bile denebilir belki. Ancak, esas önemli olan, bundan sonrasıdır. Bu tür bir olayın ardından, bazen yıllar sonra, "Eyvah, ben ne yapmışım?" muhasebesi yaşanır genellikle. Bu dönemde bunalımını paylaşmayıp kendi kendini yiyip bitirmek; kendini aşırı suçlayıp "Yoksa ben ‘gay’dım mı?" sorgulamasına dalmak, bazen genci tam zıt bir sonuca götürebilir. "Battı balık yan gider" durumu gerçekleşir. Gerçekte öyle olmayan genç, gerçekte öyle olmadığı halde kendisini öyle zannettiği için, gerçekten öyle olur! Traji-komik bir örnek anlatayım: Bir eşcinsel hastam vardı. İlkokul yıllarında bağırsak paraziti problemi varmış. Bilen bilir; bu parazit anüs kaşıntısı yapar. Belki inanmazsınız ama, bu kaşıntı gitgide delikanlıyı "Yoksa ben..?" kuşkusuna götürmüş. Sonuç maalesef kötü! Üstelik, anlattığım tek değil. Literatürde, sadece ve sadece bağırsak paraziti yüzünden cinsel tercihi bozulan birçok vak’a var. Yani? Utanıp konuşmamak, gurur yüzünden anlatmamak, yardım istemeyip kendi kendini yemek yok mu? İşte bu şey o kadar çok yerde ayaklara dolanıyor ki! Sırf bu yüzden ne hayatlar kayıyor, bilemezsiniz.
   Şimdi, gelelim konunun bizi esas ilgilendiren kısmına:
1. Bu tür hassas konuları ne yok farz etmeli, ne de kaşınmayan yeri kaşımalı. Uyanık bir sessizlik ve dengeli bir müdahale gerek.
2. Küçük yaşlardan itibaren giyim, oyuncak gibi konularda cinsiyeti vurgulayacak ve cinsel kimlik oluşmasına yardım edecek yönlendirmeler yapılmalı. Meselâ, cinsiyete göre giydirmek, uygun oyuncaklar almak gibi.
3. Çocuk, normal gelişimi içinde, özellikle belli dönemlerde, cinselliği çok merak eder; onu doğru bilgilendirmek gerekir. Eşcinselliği anlatın demiyorum. Normal, doğal, insanî merakların doyurulması ilerisi için sağlam bir temel olacaktır diyorum. Bu konularda çekinip utanmayın lütfen: Siz doğrudan utanıyorsunuz ama, birileri yanlıştan bile utanmıyor. Ve hiç unutmayın: "Çocuklar öğrenmeye hazır olmadıkları konuları zaten sormazlar." Çocuk bir şeyi soruyorsa mutlaka cevap vermeniz gerekir—elbette, usulünce!
4. Özellikle ergenlik çağında gençlerin kendi cinslerinden ebeveynlerle, yani babayla daha fazla vakit geçirip paylaşım içinde olması şarttır. Bunu vurguluyorum; tâ ki, "İşten eve, evden işe," ‘pijama-terlik-televizyon,’ "Hanım, sen ilgileniver, ben çok yorgunum" hastalıklarına yakalanmış babaların kulakları çınlasın!
5. Aile içinde erkeğin hafif başat ve saygın konumunun korunması lazım. Yoksa, meselâ evde kadın bariz biçimde baskın, erkekse pasif ise—ki, neredeyse ahir zaman alameti olarak çoğu evde mevcut durum maalesef budur—erkek çocuk için kadın konumu imrenilecek bir durum kazanabilir.
6. Bu tür bir problemle karşılaşıldığında aşırı tepki ve açıklamasız yasaklar merakı artırır sadece. Konuş(tur)masanız bile, gencin aklındaki soru işaretleri artarak devam eder.
7. Darda kalırsanız bir psikiyatristten yardım isteyin.
   Not: Eşcinsellik aslında sadece erkeklere has bir durum değil. Kadınlar arasında da bu problem hatırı sayılır biçimde yaşanıyor. Yalnız, bayanlardaki şekli daha belirsiz seyrediyor ve pek de dirençli, devamlı olmuyor. Normal bir cinsel hayat ve mutlu bir evlilik, problemi çözmeye yetiyor genellikle. Yine de, özellikle bayanların toplu kaldığı yerlerde dikkatli olmak gerekiyor.Maalesef biz toplum olarak kadın-erkek mahremiyetine ‘çok’ dikkat ederken, mahremiyetin erkek-erkek ve kadın-kadın arasındaki biçimlerini bazı zamanlar sanırım ihmal ediyoruz. Her iki cins açısından, problemin bir sebebi de bu. Bu noktada, biraz kitap karıştırıperkeğin erkeğe, kadının kadına karşı mahremiyet ve tesettür ölçüsünü öğrenmeye ne dersiniz?                  DR. YUSUF KARAÇAY

Eşcinsellik günah mı. Bu duygu nasıl kontrol altına alınabilir? Bu meyilden dolayı günah işlenmiş olmaz. Ancak bu meylin fiile dönüştürülmemesi gerekir. Psikolojik tedaviyle veya evlilik yaparak bunun önüne geçilebilir.

Hünsa: İslam hukukunda, gösterecekleri erkekimsi veya dişimsi temayüllere göre erkek veya kadın gibi kabul edilirler(Nevevî, Mecmu, I/198- el-Mektebe eş-Şamile-)). Ayrıca, iki uzvu olanlar, eğer erkek uzvundan idrar yaparsa erkek, kadın uzvundan idrar yaparsa kadın kabul edilir. Sakal erkeklik alameti olduğu gibi, kadın gibi göğüslerin olması, aybaşı görmesi ve benzeri durumlar da kadınlığın alametidir. Bu gibi insanlar bu alametler doğrultusunda muamelelere tabi olurlar(bk. Mebsut, 33/198, 221-el-Mektebe eş-Şamile-)

Fukahanın çoğuna göre, hunsâ : Erkeklik ve dişilik âleti bulunan kimsedir. Hangi aletinden idrar yapıyorsa, daha çok ona yakın bir hüküm taşır. Yani erkeklik aletinden idrar yapıyorsa, erkek; dişilik aletinden idrar yapıyorsa, dişi sayılır. (1)Her iki aletinden eşit biçimde idrar geliyorsa, o takdirde hem erkek, hem dişidir, yani ona hunsâ denilir., Bu, îmam Ebû Hanîfeye göredir. (2)İmam Ebû Hanîfe'ye göre, taşıdığı her iki aletten de idrar gelirse, o, «Hunsâ müşkil» kabul edilir. Bir aletten az, birinden çok gelmesi buna tesir etmez.Fukahanın çoğuna göre, bu durum, onun ergen olmasına kadar geçerlidir. Ergen olunca, erkeklik aleti harekete geçip evlenecek güçte bulunuyorsa, o takdirde erkek kabul edilir. Sakal ve bıyıklarının da çıkması böyledir. Bunun gibi ergenlik çağına girince göğüsleri büyür, ayhali olursa o takdirde dişi kabul edilir.Ergenlik çağına girdiği halde ne erkek olduğuna, ne de dişi olduğuna dair belirtilen alâmetler ortaya çıkmazsa, o takdirde «Hunsâ Müşkil = Eşelcins» sayılır.Sadece meni, belsuyunun çıkması yeterli değildir. Çünkü bu her iki cinsten de çıkabilir. (3)
Hunsâ Hakkındaki Hükümler :
Hunsâ müşkil (= eşcinsel durumunda olan) hakkında genel hüküm, dini hususlarda ihtiyatla âmel etmektir. Sübutunda şüphe sabit olan hususlarda ise hükmün sübutuyla hükmetmemektir.
Bu genel kaideyi açıklayalım :
Hunsâ müşkil, imamın arkasında durduğu zaman, erkeklerle kadınların safları arasında durur, yani ne erkeklerin saffında, ne de kadınların saffında yer alır, bu iki ayn saffın arasında durur.Erkeklerin saffına katılacak olursa, kadın olma ihtimâli dikkate alınarak onların namazını bozmuş olur. Kadınların saffında duracak olursa, erkek olma ihtimali mevcut olduğundan, kadınların namazını bozmuş olur.Hunsâ müşkil, kadınların saffında durup namaz kılacak olursa ihtiyaten namazını iade eder. Çünkü erkek olma ihtimali vardır. Erkeklerin saffında dahil olup namaz kılarsa, namazı tamam sayılır. Ancak o safta onun sağında ve solunda bulunan ve tam arkasında bulunan kimseler namazı iade ederler. Bunda ihtiyat vardır.Hunsâ müşkil, namazda kadınlar gibi oturur. (4)İmam Muhammed'e göre, hunsâ müşkil, henüz ergen olmadan namaz kılarken başörtüsü örtmesi uygun olur. Ergen olduktan sonra kendisinde ne erkeklik, ne de kadınlık alâmeti açık biçimde ortaya çıkmazsa, o takdirde başörtüsüz namaz kılması, caiz olmaz.Hunsâ ergen olduktan sonra mücevherat takınmaz. Bu onun için mekruhtur. Bunun gibi ipek elbise de giyinmesi mekruh kabul edilmiştir. (5)Hunsâ müşkilin hem erkeklerin yanında, hem kadınların yanında soyunup açılması mekruhtur. Yanında mahremi bulunmadığı halde bir kadının ya da erkeğin yanında tenha kalması da mekruhtur.Hunsâ müşkil, hacca gidecek olursa, yanında erkeklerden bir mahremi bulunursa -Hanefî mezhebine göre- üç günlük ve daha fazla uzak mesafelere seyahat edebilir. Safî ve Mâliki mezheplerine göre, yanında güvenilir erkek ve kadın bulunursa gidebilir.Hunsâ Müşkilin İhramı Nasıl Olmalıdır?İmam Ebû Yusuf, «bu mesele hakkında bir bilgim yok» demiştir. İmam Muhammed'e göre, kadınlar gibi giyinip hac farizasını yerine getirir. (6)Hunsâ müşkili sünnet etmek gerektiğinde onu erkek sünnetçimi, yoksa kadın sünnetçi mi sünnet eder? Bu mesele hakkında iki görüş vardır : Ergen olmamışsa, erkek veya kadın sünnetçiden biri onu sünnet edebilir, bunda bir sakınca yoktur. İştiha çağına gelmiş fakat ergen olmamışsa, utanç yerine bakmadan, herhangi biri sünnet edebilir. Ergen olmuşsa, ne erkek ne de kadın sünnetçi onu sünnet eder.Çünkü kadın sünnetçi onu sünnet edecek olursa, erkek olma ihtimali mevcut olduğundan kadının bir erkeğin utanç yerine bakması haramdır. Erkek sünnetçi onu sünnet edecek olursa, kadın olma ihtimali bulunduğundan erkeğin bir kadının utanç yerine bakması haramdır.Hunsâ müşkil öldüğünde onu kim yıkayabilir?Bu da üzerinde önemle durulan meselelerden biridir. Fukahanın çoğuna göre, ne kadın, ne de erkek onu yıkayabilir. Sadece birisi eline bir bez parçası sarıp ona teyemmüm verir ve böylece yıkanmış kabul edilir. Eğer yıkayan onun çok yakını ise, eline bez parçası sarmasına gerek yoktur, o vaziyette teyemmüm verir.Hunsâ müşkil, henüz ergen olmadan ölürse, onu kadın da, erkek de yıkayabilir, bunda bir sakınca görülmemiştir. (7)Hunsâ Müşkil Hakkında Nikâh Meselesi :
Hunsâ müşkilin babası, o henüz ergen olmadan birine nikâh ettirirse, bu nikâh askıda bekler, ergen Oluncaya kadar bu askı devam eder. Nikâhlı çiftlerden biri ölürse, diğeri ona vâris olamaz. Ergenlik çağına girince, kadın veya erkek olduğu açık şekilde belirirse, ona göre nikâh geçerlik kazanır. Şöyleki : Hunsâ müşkil kız kabul edilip bir erkeğe nikâhlanmışsa, ergen olunca kız olduğu açıkça ortaya çıkarsa, yapılan nikâh sahih kabul edilir ve geçerlik kazanır. Erkek diye kendisine bir kız nikahlanmış ve ergen olunca erkek değil kız olduğu belirgin hale gelmişse, o takdirde yapılan nikâh hükümsüz kalır.
Hunsâ müşkil hakkında hadler ve kısas :
Bir kimse ergen olmuş hunsâ müşkile zina isnâd ederse, bundan dolayı hadd-i kazıf (seksen değnek vurulma cezası) gerekmez. Çün-ki hunsâ müşkil tenasül aleti kesik erkek ve tenasül cihazı bitişik kapalı cinsel temasa elverişli olmayan kadın hükmündedir.
Bu durumda olan kadın veya erkeğe zina isnâd edene nasıl ceza gerekmiyorsa, hunsâ müşkile de zina isnâd edene öylece ceza gerekmiyor. Ama ergenlik çağına girmiş bir hunsâ müşkil başka birine zina iftirasında bulunursa, o takdirde kendisin© şer'î ceza (seksen değnek vurulması) gerekir.Hunsâ müşkil hırsızlık ettiğinde ceza uygulanır mı?Hırsızlık konusunda, hunsâ müşkil, hunsâ olmayan kişiler gibidir. Ergenlik çağına girmişse,, çaldığı mal hakkında şer'in belirttiği şartlar gerçekleşmişse, o takdirde eli kesilir. (8)Kısas konusunda da bir ayrım yapılmaz. Yani Hunsâ müşkil ergen olduğu halde kasden vurup bir adamı öldürürse kısas gerekir. Hatâen öldürürse diyet gerekir.Hunsâ müşkil dinden dönerse, hakkında murtedd hükmü uygulanmaz. Yani tevbe etmediği takdirde öldürülmez.Hunsâ müşkil hakkında daha bir çok hükümler var. Ancak günümüzde uygulama alanı olmadığı için buraya nakletmeye lüzum görmedik. Sadece bazı önemli meselelerde sırf meraklılara bilgi olsun diye kısa bilgiler vermeye çalıştık

Ankara Travestileri

Ankara Travestileri

adana da kalan petek lakaplı aile baskısı yüzünden ankara travestilerine kacarak orda travestiler e sıgınarak yardım istedi travestiler de onu aralarına alarak ona ortamı ögreterek onun bır amac ugruna yetıştirerek işine gücüne bakmasına ve ailesinin düsünmesini istemedıler travesti petek mutluydu cünkü ona kucak acan travestiler  cok ıyı ve dürüstlerdi travesti petek calıştı kimseye muhtaç olmamak icin cırpındı amacı ankara travesti yüzünü yere eydırmemekti ve evını tutu dayayıp dösedı yerlesıp onların ıstedıgı bırı oldu ne kadar insanlar onu başka bir gözle görsede onun mutlulugunu bozamıyorlardı travesti ankarapetek travestilerin okadar ona gönül işlerinden uzak dur desede o yanlızlıktan ve caresizlikten aşıkoldu ama aşık oldugu erkek travesti oldugu icin dışarda yanında gezdirmezdi utanırdı ankara travesti hesinin başında bir erkek vardır ama cogu mutlu degildir travesti petekte bunların icinden biri travesti ankaraa kacan ılk seferde neyapacagını bilmez mutlaka gece olmasını beklercünkü gece travestiler dışarı cıkar ve yanlarına giderek kalacak yer isterler cün ortamı tanımak istiyorsan ezilmek istemıyorsan mutlaka işi bilen bir travesti nin yanında kalıp iyice ortama alışana kacar orda kalman lazım travesti petek bir gün dışarda işine bakarken akrabaların onu aradıgını duydu ve eve kacarak hemen sevgılısıne söyledi sevgilisi tınlamayarak ona bana ne dedi oda telefonla travestileri cagırdı ankara travestileri birbirlerine haberleşerek travesti petegin evinde toplandılar tabı olayı duyan travestiler sevgılısını döverek evden kovdular ona yer bulmak ıcın aralarında konusup ona istanbul dısında ev tutup orda ortalık yetişene kadar kalmasını istedilertravesti ankaradan onu kacırarak o eve yerleştırdıler ama akrabaları duymuştu ve ankara travesti takıp etmişlerdi evden cıkmasını bekledıler akrabaları travestiler evden cıkınca direk eve saldırıp kursunlayıp kactılar travesti petek oyle bir korkmustuki yere atmıştı kendını ve korktugu basına gelmişti ve travestileri arayarak benı öldürecekler yetişin dedi ankara travesti leri polisi arayarak istanbul dışındakı evın adresını vererek onu kurtardılar

Travesti Suriye

Travesti Suriye

Geçen hafta Tarlabaşı’nda biri Suriyeli olan üç çocukla muhabbet ediyorum. Üçü de aynı mahallenin çocuğu. Diğerleri oynadıkları oyunlarda Suriyeli çocukları itip kakıyorlar. Ben de bu üçünü sıkı fıkı görünce sordum: “Nasıl, siz iyi anlaşabiliyor musunuz?” Daha on yaşında olmasına rağmen “Tarla” jargonunu kapmış fırlama, “Abi biz bu tenekeleri sokmuyoruz içimize, pisler çünkü. Bazo(yanlarındaki) onlar gibi değil onu seviyoruz.” Bazo da atılıyor hemen bozuk Türkçesiyle “Abi eskiden beni de dövüyorlardı ama.”

Ayrım toplumun en alt diye görülen, aslında en zengin kültürlü, bir evde hu çekilirken yan evde fahişelerin pazarlık yapabildiği semtinde bile, hem de çocukların arasında kendini gösteriyor. Haliyle tatil beldelerinde Suriyelilerin istenmemesi, bunun televizyona çıkıp söyleyenler daha anlaşılır geliyor.

Ayrımcılığı doğuranlar, saraylarında savaş başlatanlar, sahte zenginliğin dostu gerçek zenginliğin asıl düşmanları. Onlar bir kuru mezhep veya tüfek tutacak biri olarak bakarlar, on yaşında altı tane Victor Hugo romanı kadar hikaye biriktiren çocuklara. Binlerce yıldır savaşı kutsarlar ama kendi kıçlarından korktukları için arkalarında bin tane adamla dolaşırlar. Onlar mazlum dostu gibi davransa da bombalarla yıkanan insanlar onların değil, bizim akrabalarımız. Petrol kuyularının parasını Şanzelize’de bozduranlar değil çünkü bu insanlar. Her milletten Ortadoğu’nun mazlum halkları. Şimdi Tarlabaşı’ndalar yeri yurdu olmayanların yurdunda. Hani şu Metin Kaçan’ın buraları anlatırken, “Ürkek gözlerle etrafı seyreden köylüler,” diye bahsettiği Kürtlerin yurdunda.

Semtte Çingenelerin borusu öterken savaş sonucu köylerini terk eden gelenekçi Kürtler de, sanki hiç alışamayacak gibiydiler Beyoğlu’na. Şimdi Tarlabaşı’nda Kürtlerin izni olmadan kuş bile uçamıyor. Zamanla, Taksim’e ulaşan hizmet sektörünü komple ele geçirdiler, Midye, Pilav, Uyuşturucu… Şimdi de Suriyeliler tedirgin gözlerle seyrediyorlar Tarlabaşı festivalini. Çıplak ayakla koşturan çocuklar ve onların izbe bodrumlardan Arapça bağıran anneleri her sokaktalar.

Arapçaya hiç uzak değiliz. Halkımızın o dilde yazılan kitaba inanması bir yana, benim mahallemde senelerdir Arapça konuşuluyor. Birçok akrabalık var bu savaşın ortasında kalan insanlarla aramızda. Çoğu kasabayı köyü sadece bir dikenli tel tam ortadan ayırıyor. Kobane’ye giderken alçakça katledilen canlarımız da bu dikenli telli anlamsızlaştırmak için yola düşmemiş miydi ya da Denizler İsrail zulmüne karşı Araplarla omuz omuza savaşırken sınırları önemsemiş miydi?

Gerçekten bu kadar bağlı mıyız bu sınırlara. Zamanında Orta Asya’da evde kıçımızın üstünde oturmasını bilmezken, yine mi üstündük yerleşik Araplardan yoksa sınırlar mı bizi bu kibre düşürdü. Hani Aristo’yu Avrupalılara öğreten, dünyanın çapını hatasız bin yıl önce ölçen Araplardan üstün müydük? Nedense onlar bizim gözümüzde hep pistiler. Pilavı elle yiyip, deveyle geziyorlardı. Ayrıca haindiler. Böyle öğretildi bize. Bu hain ırkın kalıtım bozukluğu Halil Cibran şöyle demiş, “Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan, ne görebiliyorsun, ne duyabiliyorsun.”

Farkında değiliz ama aslında kader ortağıyız biz Ortadoğu halkları olarak. Kocaman bir volkanı besleyen magmayız. Göremiyoruz, duyamıyoruz mirasımızı. Biz dünyayı değiştireceğiz. Biz Araplar Kürtler, Süryaniler, Çerkezler, Ermeniler…Travesti

Yukarda saydığım bütün halkların birbiriyle alıp veremediği olsa da önce korkmamayı öğreneceğiz birbirimizden. Merak etmeyin içinizde bir nefret olsa da siz de alışacaksınız Suriyelilere. Onlar da alışacak Tarlabaşı’na, Bağcılara. Daha Suriyeliler uyuşturucu satmaya başlayacaklar. Gayr-i meşruyu öğrenecekler, hırsızlık yapacaklar. Çünkü toplumun en altını onlara açtık. Suriyeli travestiler göreceğiz, cezaevleri Suriyeli dolacak. Silivri Cezaevi’ne Arapça Türküler yazılacak. Belki biz Halep Türküleri öğreneceğiz. Belki Halepli kızlara aşık olacağız. En sonunda, bombayla yıkanmış bir halka daha yer açacağız göğsümüzde.

Tecritte Bir Travesti

Tecritte Bir Travesti

Esra Arıkan, ya da resmi adıyla Salih Arıkan cinayet işlediği için ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı. Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tecrit hücresinde tutuluyor. Arıkan kendisini “Yirmi bir yıldır travestiyim. Tek bir umut için yaşıyorum; pembe kimliğimi alabilmek” diye anlatıyor. Daha önemli dertleri de var; cezaevinde gardiyanlar ve diğer mahkumlar tarafından sürekli taciz, hakaret ve fiziki saldırılara maruz kalıyor. 'GÖNÜL RIZASI' Ailesinin cinsel kimliği yüzünden reddettiği Arıkan'ı cezaevinde arayan, soran kimse yok. Eşcinsel olduğu için kadın cezaevinde kalmak istiyor. Ancak resmi 'kimliğinden' dolayı tutulduğu erkek cezaevinde bir kabus yaşıyor. Samsun Cezaevi'nde bir gardiyanın cinsel saldırısına maruz kaldı, şikayetçi oldu. Dava boyunca tutuklu kalan saldırgan için mahkeme "gönül rızası ile olmuştur" diye karar verince serbest bırakıldı ve görevine iade edildi. İNTİHAR GİRİŞİMİ Arıkan için kurulan "Travesti Tutsak Esra ile Dayanışma İnisiyatifi"nden Nergis Şen durumun vahametini şu sözlerle anlatıyor. "Ancak mektup yazabiliyor. O da denetleniyor. Bu yüzden örneğin; 'taciz edildim' yazan kısmın altını renkli kalemle çiziyor ve yanına 'anlamışsınızdır' diye not düşüyor. Biz bunun tecavüz olduğunu anlıyoruz". Şen Samsun Cezaevi müdürlerinden birinin Arıkan'a tecavüzle yargılanan gardiyanın arkadaşı olduğunu, mektuplarına el koyduğunu, hastaneye dahi gönderilmediğini anlatıyor. Arıkan'ın sesini duyurabilmek için son çaresi intihar girişimi oldu. VASİ BEKLİYOR Dayanışma inisiyatifinden Merve Arkun, Esra'ya vasi olarak atanmak ve en azından görüşlerine giderek destek olmak istiyor. Bunun için açılan dava henüz sonuçlanmadı. Esra Arıkan yaşadığı kabustan kurtulmak için cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak istiyor. Hayalini kurduğu "pembe kimliğe" ve kadın cezaevine kavuşmanın tek yolu bu. Arıkan'la ilgili bilgi almak için başvurduğumuz Adalet Bakanlığı Basın Müşavirliği, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Samsun E Tipi Kapalı Cezaevi topu birbirine atarak sorulara cevap vermemeyi tercih etti. EYLEM ÇAĞRISI İHD Cezaevi Komisyonu'nun her hafta Cumartesi günleri "F Oturmaları" adı altında cezaevlerinde yaşanan sorunları dile getirdiği düzenli toplantıların bu haftaki konusu "Esra Arıkan" olacak. İHD Cezaevi Komisyonu, insan hakları savunucuları, kadın hakları aktivistleri ve LGBTİ hakları aktivistleri bugün Esra için saat 13.30'da Galatasaray Medyanı'nda olacak. "TRAVESTİ TUTSAK ESRA İLE DAYANIŞMAYA BİR MEKTUPLA BAŞLA" Öte yandan sosyal medyada Esra Arıkan'la dayanışma için mektup kampanyası başlatıldı.

Travesti Katliamı :(

Travesti Katliamı :(

Son üç yılda 30 travesti öldürüldü

Son üç yılda kaç travesti öldürüldü farkında mısınız? En azından bildiklerimiz 30! Polise başvurmak daha büyük dert...

Son Güncelleme: 10:56 01 Aralık 2009, Salı

Ölüm son aşama; bir de çoğunlukla aile ocağında başlayıp yan komşular, mahalle sakinleri derken çapı da, yoğunluğu da değişen daimi bir şiddet halesi var. 

Polise başvurmak daha büyük dert... Böyle bir nefreti sürekli üzerinde hissederek yaşamak nasıl bir şeydir? Cansel ve Özlem zorlu hayatlarını içtenlikle paylaştı

Ortada bir seri katil yok ama onlar bir bir öldürülüyor. Cansel ve Özlem bu ülkede bir travestinin nasıl yaşadığını, nasıl öldüğünü anlatıyor

İsmi belirlenemeyen bir kişinin 17 Ekim 2009’da Beyoğlu’nda bir evde bulunan cesedi, üç yıl içerisinde basına yansıyan 30 cinayetin kurbanları ile ortak bir özellik taşıyordu. İsimsiz cesette, Ankara’da 23 ve 29 Mayıs 2009’da ya da Bursa’da 23 Mart’ta başı ve gövdesi ayrı yerlerde bulunan cesetler gibi işkenceyle öldürüldüğüne dair izler bulunmaktaydı. 
Kim bu öldürülenler? Sokaklarda bir seri katil mi dolaşıyor? Uzatmadan yanıtını verelim. Öldürülenler ve öldürülecekler seks işçiliği yapan travestiler... Duyduğunuz yanıt sizi rahatlattı mı yoksa? 
Bu yanıttan tatmin olamayanlar için aklımızdaki soruları bu şiddetin merkezindeki iki kurbana sorduk. İstanbul, Harbiye’de ‘çarka çıkan’, yani para karşılığı seks yapacağı erkekleri bulmak için cadde kenarında bedenini teşhir eden Cansel ve Özlem’le iki mesai arası konuştuk. 
Cansel, geçtiğimiz ağustos ayında medyaya ‘Mahallenin travesti isyanı’ başlığıyla yansıyan olaylarda linç edilmek istenenlerden biri... Özlem, Taksim’in göbeğinde haraç için satırlarla yaralandı, yaşadığı saldırıların sayısını hatırlamıyor bile... İkisinin de anlattıklarında adım adım gelen yeni cinayetlerin işaretleri var. 

‘Her zaman, her durumda suçluyum çünkü travestiyim’
Ailesinden de şiddet gördü, yaşadığı mahalledekiler tarafından linç edilecekken eşiğinden döndü. Cansel, 18’inde geldiği İstanbul’da hayat neymiş öğrendiğini söylüyor. Ama onun hayat dediği, sizin bildiğinizden farklı...

“Şişli’de aynı mahalleyi paylaştıkları travestilerden şikâyetçi olan yaklaşık 100 kişi, travestilerin yaşadığı binanın önünde eylem yaptı. İnönü Mahallesi’nde yaşayan mahalle sakinleri, önceki gün saat 23.00’te Turna Sokak 21 numaralı apartmanın önünde toplanarak, travestilerin mahallelerini terk etmesini istedi. ‘Can güvenliğimiz yok’, ‘Sessiz ve temiz bir mahalle istiyoruz’ yazılı pankartları açan grup, travestiler mahalleden gidene kadar gerekirse nöbet tutacaklarını belirtti.” 3 Ağustos 2009 tarihli Hürriyet gazetesi, ‘Mahallelinin travesti isyanı’ başlığıyla vermişti haberi. O gün linç edilme tehlikesi yaşayan Cansel’in anlattıklarını okuyunca, asıl kimin can güvenliğinin tehlikede olduğunu anlayacaksınız.

Sizce seks işçiliği yapan travestilerin dünyasını anlamak için sorulması gereken ilk soru ne olmalı?
Bence bana ya da herhangi bir travestiye sorulması gereken ilk soru şiddettir. Ben bu dünyaya adımımı attıktan beri şiddet, yemek, içmek, uyumak, yürümek kadar oldukça sık karşılaştığım bir olgu. Bazen şiddete bunlardan bile sık rastlıyorum. Hatta sadece travestiler değil, homoseksüellerin tamamı için şiddet en önemli problemdir. Şiddet, sizin tercihinizi fark eden aileniz ve yakın çevrenizle başlar ve hayatın her anında size komşu olur. 

O zaman aileden başlayalım. Sizin bedeninizdeki bu geçiş, aynı zamanda çevrenizdeki insanlar için de önemli bir geçiş durumu olsa gerek. Onlar bu yeni statüyü taşıyabildiler mi? 
Birçok travestinin yaşadıklarını düşünürsek, benim ailemle sorunlarım hafif kalır. Çocukluğumdan beri kimliğim ipuçlarını taşıyordu. Bu nedenle ani bir geçiş yaşanmadı. Gerek maddi sıkıntılardan gerekse kimliğim nedeniyle ilkokuldan sonrasına devam etmedim. Sakarya’da bir süre sonra yaşayamaz oldum. Ya evden hiç çıkmayacaktım ya da sokaktayken hissetmediğim şekilde davranacaktım. Benim tercihim nedeniyle toplum tarafından onlar da baskı görüyordu. Artık kararımı vermek zorundaydım. 1992’de, 18 yaşımda İstanbul’a geldim. Hayat neymiş, burada öğrendim. İşkence ve hakaretin her türlüsünü yaşadım. 

Şiddetle ilk karşılaşmanızı hatırlıyor musunuz?
İlk karşılaşmam, polisle karşılaşmamla örtüşüyor. Polisle ilgili her anımı çok net hatırlıyorum. Travestilerin dünyasında polisle kurulan ilişkiler çok önemli yer tutar. Bu mesleğin ne olduğunu polisle tanıştığınızda anlarsınız. Ancak benim bireysel şanssızlığımdan olacak sanırım, polis şiddetiyle tanışmam, seks işçiliğine başlamamdan çok önceye rastlar. Henüz 13 yaşında, ailemle yaşarken, babamın işlettiği dükkânda bazen ben de duruyordum. İçkili bir mekândı. Babamın arkadaşları bir şeyler kutluyorlardı, pompalı tüfekle bir-iki el havaya ateş ettiler. Ertesi gün polis geldi. O an dükkânda benden başkası yoktu. Beni yaka paça karakola götürdüler. Karakola adımımı atar atmaz suratıma çok sert bir tokat indi. Ağzımdan kan gelmeye başladı. Bunun üzerine paniğe kapıldılar. Annemi aradılar, o da karakola geldi. Benim o halimi gören annem, korkuyla babamı bulmuş. Babam ve amcamlar karakolun kapısına dayandılar. Olaylar çığırından çıkmasın diye bana vuran polisi arka kapıdan kaçırmışlar. 

Seks işçiliğine başladıktan sonra neler yaşadınız? 
Ailemin yanından ayrıldıktan sonra hayatımı sadece seks işçiliği yaparak kazandım. Halen ekmeğimi böyle kazanıyorum. Bu işi yaparken her türlü şiddet gördüm. Linç girişimine bile maruz kaldım. Şimdi düşünüyorum, ben halktan mı daha fazla şiddet gördüm, polisten mi? Kesinlikle polisten daha fazla şiddet gördüm. Bu, eskiden inanılmaz boyutlardaydı. 2000 sonrası karakolda işkence çok azaldı. Artık sokakta dövüp bırakıyorlar. 90’lı yıllarda yaşadıklarım bugün bile etkisini sürdürüyor. O yıllarda, İstanbul’da seks işçiliği yapıp 34 XXX 50 plakalı ekip otosunu bilmeyen yoktur. Nerede göz altına alınırsan alın, bu araç gelip bizi Şişli İlçe Emniyet Amirliği’ne götürüyordu. Önce tazyikli suyla yıkayıp ardından döverlerdi. Tek kişilik koğuşlara üç-dört kişi sokuyorlardı. Orada günlerce çırılçıplak bekletiliyorduk. Gecenin, günün ne olduğunu anlamıyorduk. Bir defasında nöbetçi memur bana “Oral seks yap, sana yemek vereyim” dedi. Bu benim başıma geldi ve kabul ettim. Yemekle elbiselerimi verip saatin kaç olduğunu söyledi. Çok net hatırlıyorum, saat 11’e geliyormuş. Önceki akşam 9 gibi almışlardı beni. 

Yaşadıklarınızın etkisinin bugün de sürdüğünü söylediniz. Bunu biraz açar mısınız? 
Yaklaşık iki senedir psikiyatrik tedavi görüyorum. Nerede bir polis görsem aşırı korku ve nefret hissediyorum. Kâbus gibi bir hayat bu, artık taşıyamaz hale geldim. Gündüz vakti yolda, İstiklal Caddesi’nde yürüyorum, karşıdan polis geliyor. Ben ya bir mağazaya giriyorum, ya kenardan görünmeden geçmeye çalışıyorum. Binlerce kişinin önünde “Gel lan buraya!” diyecek, bana hakaret edecek, herhangi bir tepki göstersem polise mukavemet gerekçesiyle gözaltına alacak. Ama ben sadece yürüyorum. Bunlar neden başıma geliyor? Neden? Her zaman, her durumda suçluyum. Çünkü travestiyim. 

Ağustos başında Harbiye’de ‘mahallenin’, travestilerin yaşadığı bir eve saldırmasıyla başlayan ve bütün haftaya yayılan olaylar sırasında yaralandığınızı biliyoruz. Orada neler oldu? 
Ağustosun ilk günü Harbiye’de bir ekip otosu, travestilerin evinin önüne gelerek, dışarıdan “Bu evi çalıştırıyorsunuz. Mahalleli sizden rahatsız. Burayı boşaltın” şeklinde anonslar yapmış. Ertesi gün 30 kişi kapıyı kırarak eve girmeye çalışıyor. Travestiler 155’den yardım istiyor. Bir süre sonra polis geliyor, kalabalığın uzaklaşmasını sağlıyor. Sonra polis evin içerisine giriyor. Bazı eşyaları kapıya koyup “Buradan gidin” diyor. Ertesi gün 150 kişilik bir grup, kürek ve sopalarla travestileri linç etmeye çalışıyor. Travestiler canlarını zor kurtarıyor, her şeyi bırakıp kaçıyorlar. Birkaç gün sonra mecburen yine caddede müşteri beklemeye çıktım. Divan Oteli civarında üç-dört genç bana doğru yöneldi. Biri geçerken yumruk salladı, karnıma geldi. Tepki gösterir gibi oldum, diğerlerinin saldırmaya hazırlandığını görünce korktum, “Çok ayıp” gibi laflar söyledim. Küfürlerle üzerime doğru yürümeye başladılar. “Hepinizi öldüreceğiz!” diye bağırıyorlardı. Kaçmayı düşündüm ama karşımdakiler genç çocuklar, nasıl kaçayım? Bir anda biri çantama yapıştı, ben çantamı vermemeye çalıştım. Bu sefer boğuşmaya başladık. Beni yere yıktılar. Ve öyle bir dayak yedim ki kafam, gözüm, saçım, her yerim şişti. “Polis!” diye bağırıyordum, sesime polisten hariç herkes gelmişti. İki kadın geldi, “Ne yapıyorsunuz?” diye tepki verdi. Kadınlara “Defol git, bunlar travesti” diye bağırdılar. Kadınlar polisleri çağırdılar herhalde. Polisler beni çocukların elinden aldı. Polise sürekli “Abi, biz arka sokaktanız” diyorlardı. Şişli Etfal’de iki saat müşahede altında kaldım. Sonra karakola geldiğimde çocukları sordum, “18 yaşın altında olduğu için biz işlem yapamadık, çocuk bürosuna yolladık” dediler. İfade verirken “Sen onlara sprey sıkmışsın, önlerini kesmişsin” dediler. Sonra 15 gün nefes almada zorluk çektim. Hâlâ sağ böbreğimde ağrılarım var. 

Travesti cinayetlerinin üç yıllık kronolojisi 
27 Ocak 2007 - İ.C.
24 Şubat 2007 - M.T.
28 Şubat 2007 - Binnur 
20 Mart 2007 - S.K.
5 Mayıs 2007 - E.Ö. ve S.D.
7 Temmuz 2007 - Deniz 
19 Ağustos 2007 - İsmi veya takma adı bilinmiyor.
21 Ağustos 2007 - Ece 
13 Eylül 2007 - Ö.Z. 
18 Eylül 2007 - D.U.
4 Ekim 2007 - M.U.M. 
5 Ekim 2007 - Kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce bıçaklanarak öldürülen, aynı evde kalan iki travestinin ismi veya takma adı bilinmiyor.
7 Aralık 2007 - Melisa, polis tarafından silahla göğsünden vuruldu.
30 Ocak 2008 - E.B.
19 Mart 2008 - H.A.
4 Haziran 2008 - Sisi 
15 Temmuz 2008 - A.Y. cinsel kimliği nedeniyle ailesi tarafından öldürüldü.
5 Ağustos 2008 - E.A.
5 Ağustos 2008 - M.Z.
5 Ağustos 2008 - Y.M
12 Ağustos 2008 - C.K.
10 Kasım 2008 - Eryaman davasının ilk şikâyetçilerinden D.İ. öldürüldü.
19 Aralık 2008 - İsmi saptanamayan bir transseksüel otoyolda göğsüne isabet eden iki kurşunla öldürüldü.
10 Mart 2009 - E.S. 
22 Mart 2009 - Çöp konteynerinden kafası ve cinsel organı kesilmiş bir travesti cesedi çıktı.
27 Mart 2009 - Ş.G. 
20 Haziran 2009 - İsmi veya takma adı bilinmiyor.
6 Temmuz 2009 - M.A.
30 Temmuz 2009 - İsmi veya takma adı bilinmiyor. 
10 Ekim 2009 - İsmi veya takma adı bilinmiyor. 

‘Bu nefret mi, sadistlik mi, bilmiyorum’ 
‘Otopark parası’ adı altında haraç için satırlandı. Kaçırılıp ‘temizlenmek’ istendi, zor kurtuldu. Karakolda kaale alınmayınca sabaha kadar kapısında ağladı, hakkını savunmaya kalkışınca cezaevindeki travesti koğuşunu boyladı. Özlem’le mesai öncesi kuaförde buluştuk

1977’de esnaf bir baba ile ev kadını bir annenin oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Özlem’in hayatı, ergenlik çağında cinsel kimliği ailesi tarafından anlaşılınca, katıksız bir şiddet hikâyesine dönüştü. İlköğretim mezunu oğlunu konfeksiyon atölyesinde işe yerleştiren babası, bir kahvehane sohbetinde mahalle eşrafından duydukları karşısında sadece masayı devirmekle yetinmemiş, derhal gecekondularını satılığa çıkararak başka bir semte taşınmıştı. Kısık ses ve yayık ağızlarla yapılan imaların öznesi biricik oğlu, ona yapılabilecek en kötü şeyi yapmış, bir ‘ibne’ olmuştu. Onun, babasının korkusuyla evden kaçmasının ardından Özlem takma adıyla geçirdiği 10 sene, Türkiye’de travesti olmanın en yalın öyküsü... 

* Artık klasikleşmiş bir soruyla başlasak...
Olur tabii, nasıl düştüm güzelce anlatayım. (Gülüyor) 1998’de eşcinsel olduğum ailem tarafından fark edilince, babamın korkusundan evden kaçtım. Bir süre arkadaşlarımın yanında kaldım. Ancak bu şekilde uzun süre idare edemedim. Kendi evime çıkmam ya da en azından yanında kaldığım kişilere destek olmam lazımdı. Ailemle yaşarken bir konfeksiyon atölyesinde ütücülük yapıyordum. Bu evden kaçma, saklanma olayları olunca işime de gidemedim. Mecbur kaldım. Karnımı doyurmak zorundayım. Yalnız bir travestiysen, başka hiçbir şansın yok, fuhuşa atıyorsun kendini. Babamı o zamandan beri görmedim, annem ve kardeşlerimle bazen görüşüyoruz. 

* Görüştüğümüz bir diğer travesti, bize travestilere sorulması gereken ilk sorunun şiddet olduğundan bahsetmişti...
Evet, anılarım içinde en çok yer kaplayan konu şiddet. Sokaklarda, ailemizin evinde, kendi evimizde, müşterinin evinde, bakkalda, alışverişte şiddete uğruyoruz. Artık nerede, ne zaman şiddete uğramıştım, ben de karıştırıyorum. En son iki ay önce haraç vermediğim için maruz kaldığım saldırı olayı var. Taksim’de bir gay kulüpte konsomatrislik yapıyordum. O civarda travestilerden haraç toplamaya başlayan bir çetenin varlığını biliyordum. Ama ne yapabilirim ki, işe gitmek zorundayım. Bir gece mekânın önünde sigara içiyordum. Yasa çıktı ya! Başkaları etkilenmesin diye artık içeride sigara içemiyoruz. Ama beni sokakta satırla dilim dilim kessinler, kimsenin umurunda değil. Kapının önüne çıkar çıkmaz, altı-yedi kişilik bir grup geldi. “Otopark parası vereceksin” dediler. Ben de arabam olmadığını, niye otopark parası vereceğimi sordum. Sopa ve satırlarla saldırdılar, öldüresiye dövdüler. Bir süre baygınlık geçirmişim, kendime geldiğimde sokakta yatıyordum. Kan revan içinde tek başıma karakola gittim. İlgilenmediler, şikâyetimden vazgeçirmeye çalıştılar. Karakoldan sonra yine tek başıma Taksim İlkyardım’ın aciline gittim. Kafam birçok yerden yarılmıştı, kollarım ve baldırlarım mosmor olmuştu. Bir ay yataktan kalkamadım. 

* Bu çete Taksim’de ne kadardır faaliyet gösteriyor? 
Bildiğim kadarıyla bir yılı geçkin bir süredir haraç topluyorlar. Karşı çıkanları bana yaptıkları gibi döverek yıldırmaya çalışıyorlar. Aynı grup haraç vermeyen bir arkadaşımın yüzünü jiletle bozdu. O da şikâyetçi oldu ancak baskı yaptılar, vazgeçirdiler. 

* Şikâyetinizi geri almadığınız için korkmuyor musunuz?
Neden korkmayayım? Sonuçta arkadaşlarımın yaşadıkları ortada. Ayrıca Taksim’de yaşanan faili meçhul travesti cinayetleri var. Kendi başıma tedbir almaya çalışıyorum. Avrupa yakasında işe çıkmıyorum. Hatta mecbur kalmadıkça karşıya adımımı dahi atmıyorum. 
l Şikâyetinizin gereğinin yapılmadığını söylediniz. Bu durum travestiler için genel bir sorun sanırım.
Gerçekten kaç kere saldırıya uğradım, sayısını bilmiyorum. Her defasında şikâyetçi oldum ama sonuç alamadım. Bir defasında Harbiye’de bindiğim bir arabada beni kaçırmaya çalıştılar. Gece 01.00 gibiydi. İki kişiydiler; normalde binmemem lazım ama kibar görünüşlerine aldandım. Biri arkada oturuyordu, ön koltuk boştu. Daha arabaya biner binmez, arkada tek oturan kişi ağzımı kapattı, şoför koltuğunda olansa bir yumruk sallayıp gaza bastı. Bu şekilde debelene debelene Atatürk Bulvarı üzerindeki polis merkezinin oradaki ışıklara kadar geldik. Öndeki arabalar kırmızı ışıkta durduğu için bunlar da durmak zorunda kaldı. O sırada ön camı tekmelemeye başladım. Cam kırılınca polisler silahlarını çekip etrafımızı sardılar. Kendimi dışarı atıp “Beni kaçırıyorlar” dedim. Bizi karakola aldılar. Şikâyetçi olduğumu söyledim ve adamları hâkimin karşısına çıkarmaları için direttim. Beni kaale almayıp adamları serbest bıraktılar. Sinirimden gün ağarana kadar karakolun önünde ağladım. Sabah Lambda İstanbul’dan avukat geldi. Şikâyeti yineledik ama hâlâ bir sonuç yok.

* Arabadan kaçmayı başaramasaydınız, iş nereye varırdı?
Kurtulduğum için kendimi şanslı görüyorum. Diğer taraftan sadece arabada yaşadığım olay bile bana yetti. “Çantamı alın, telefonumu alın, beni bırakın” diye yalvardım. Amaçları gasp değildi. Bir yandan yumrukluyorlardı, bir yandan “Şansın yok, şerefsiz ibne, geberteceğiz seni” diye küfürler savuruyorlardı. Seks veya gasp maksatlı olsa bu kadar şiddet uygulamaz. Bu nefret mi, sadistlik mi, bilmiyorum. 

* Seks işçiliği yapan bir travestinin meslek hayatı ne kadar sürer?
Eğer başına kötü bir olay gelmezse güzelliğin geçene, elden ayaktan düşene kadar çalışırsın. Ama bu işte kendi isteğiyle çalışmayı bırakan azdır. Bir yerlerde belanı bulursun. Az evvel anlattığım jiletle yüzü bozulan arkadaşım mesela. Daha 30 yaşına bile gelmedi ama çalışamıyor. Kimse suratında kocaman faça olan bir travestiyi s..mez. Bu arkadaşın kazandığı para, masraflarını karşılamaya yetmez. Aç kalır. 

* Hiç sigortanız oldu mu?
Daha önce normal bir işte çalışırken üç ay için olmuştu. Fahişeliğe başladığımdan beri sigortam yok. Yaralanma, bıçaklanma gibi acil bir durum olmadıkça doktora gitmiyorum.

* Şiddetle bu kadar iç içe bir iş yaptığınıza göre, kendi tedbirlerinizi aldınız mı? 
Caddede çalışırken, çarka çıkarken belli arabalara binmiyorum. Bu arabaları herkes tanır, niyetleri ortadadır. En iyi ihtimalle gaspa uğrarsınız. Esas, eküri olarak çarka çıkıyorum. Yani iki kişi çalışıyoruz. Müşteriye “Arkadaşım da gelecek” diyorsunuz, sırayla bir onun müşterisine, bir senin müşterine gidiyorsunuz. En caydırıcı tedbir bu sanırım. 

* Yanınızda herhangi bir savunma silahı taşımıyor musunuz?
Eskiden sprey taşıyordum. Bu da çözüm değil. Şimdi her an polis üstümüzü arıyor. Gündüz vakti üzerinizde hiçbir şey olmamasına rağmen, çevreyi rahatsız etmekten, trafiği engellemekten ceza kesiyorlar. Bir de üzerimizde bir şey bulsalar, ipe götürürler. Polise mukavemet denilen bir kanun var. Ben bu nedenle hiçbir suçum yokken bir yıl cezaevinde kaldım. Bir arkadaşıma Merter’de araba çarpmıştı. Onu hastaneye götürmeye çalışıyorduk, polis bizi gözaltına almaya uğraşıyordu. Karşı çıktım, mahkemeye çıkardılar, ceza aldım.

* Cezaevinde neler yaşadınız?
Kartal Cezaevi’nde yattım. Burada travestiler, diğer mahkûmlardan ayrı tutuluyor. Kendi koğuşumuz vardı. Havalandırma ve ziyaret saatlerimiz ayrıydı. O nedenle herhangi bir olumsuzluk yaşamadım. Ancak travestiler de birbirinden çok farklı suçlardan orada bulunuyor. Bence üç kişiyi doğramış bir mahkûmla benim gibi polise mukavemet gibi izafi bir suçtan yatan insanların sadece travesti diye bir arada tutulması doğru değil. Bu karışıklık bir ağalık olayı doğuruyor. Adamın müebbet cezası var, kimseden korkusu kalmamış. Yeni gelenlere eziyet ediyor, parasını alıyor. 

* İzmir ve Ankara’dan sonra İstanbul’da da uygulamaya geçen, basında ‘bonus uygulaması’ olarak bilinen Emniyet’teki yeni sistemin size etkisi oldu mu?
Artık sokaklarda fazla çalışmıyorum. Müşterilerle internet üzerinden randevulaşıyorum. Dolayısıyla polisle fazla işim olmuyor. Buna rağmen iki ayda, sadece yolda yürürken yediğim ceza sayısı 10’a ulaştı. Hepsi çantamda duruyor, bunları ödemek için daha fazla çalışmam lazım. Artık bir müşteriye kendim için, bir müşteriye bonus cezaları için gidiyorum. Mesela her gece caddede çarka çıktığımı düşün, kesinlikle her gece en az bir ceza yiyeceğim. Caddede sana gece 23.00’te mi ceza kestiler, gece yarısını geçince tekrar geliyorlar, ertesi gün olduğu için yeni bir ceza kesiyorlar. Bu durumda ne yapacak bu insanlar? Daha fazla müşteri bulacak. 

* Bu cezaların gerekçeleri ne?
En bilindik sebep, trafiği tehlikeye düşürmek. Normal vatandaş da kaldırımda yürürken sadece bize ceza kesiliyor. Burada bir ayrımcılık var.

* Bir gelecek planınız var mı? Ne kadar daha çalışacaksınız?
Bilmiyorum. Huzuru bulduğum zaman bırakmak istiyorum. Maddi ve manevi kuvvetli olduğum zaman, yani gelecekle ilgili kendimi güvende hissettiğimde çekerim elimi ayağımı. Elimden geldiğince birikim yapmaya çalışıyorum. Sonuçta damlaya damlaya göl olur. 

* Babanızla bir araya gelmeyi düşünüyor musunuz?
Sonuçta o benim babam, tabii ki bir araya gelmek isterim. Ama hakaret ve şiddet görmek için değil. Karşılıklı oturup sohbet etmeyi, geçmişe bakmayı isterim. Bunlar mümkün değil. Herhalde o hikâye bitti.

Bursa Travestileri\\\'ne Para Cezası

Bursa Travestileri\\\

Bursa'da TIR parkında, kadınlara ve travestilere zorla fuhuş yaptırdıkları öne sürülen 2'si kadın 19 kişi, polisin operasyonuyla gözaltına alındı.Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Ahlak Bürosu ekipleri,Bursa Travestileri Bursa- Balıkesir Çevreyolu üzerindeki TIR parkında, fuhuş yaptırıldığı ihbarını aldı. Bunun üzerinde savcılıktan izin alan Ahlak Bürosu ekipleri, şüphelileri takibe aldı. Yapılan araştırma sonunda A.P.'nin liderliğini yaptığı çetenin, kadınlara ve travestilere burada silah zoruyla fuhuş yaptırdıklarını tespit etti. Yapılan sorgulamalarda, şüphelilerin, fuhuş yaptırdıkları kişilere sayılı prezervatif verdikleri, kaç kere ilişkiye girildiğini öğrenip buna göre para aldıkları ortaya çıktı. Polis, bazılarının da eşlerini fuhuşa sürüklediğini ortaya çıkardı. Operasyon başlatan polis, geçen cuma akşamı aralarında 2 kadının bulunduğu toplam 19 kişiyi gözaltına aldı. Zanlıların ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda, yaralama olaylarına karıştıkları 1 pompalı tüfek, uyuşturucu madde ve 26 bin TL tutarında sahte para ve kaçak sigara ele geçirildi. Sorgulamaları tamamlanan 19 kişi bugün adliyeye sevk edildi. - 

Travesti Cinayeti Detayları

Travesti Cinayeti Detayları

İddianamede, Necat Y.’nin, Bülent Erden’i boğarak öldürdükten sonra halıya sararak bazanın içine sakladığı, 10 gün süreyle evde yaşamaya devam ettiği ve evi Erden’in travesti arkadaşlarına kiraya vererek parasını aldığı belirtildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, maktul Bülent Erden’in (40) ikametinde erkeklerle ilişkiye girerek ekonomik kazanç elde ettiği, Necat Y.’nin (20) internet ortamında bulduğu telefon ile Erden ile irtibat kurduğu belirtildi.

BOĞAZINI SIKARAK ÖLDÜRDÜ

İkilinin Erden’e ait evde 8 Ocak 2015 tarihinde buluştuğu belirtilen iddianamede, “Bülent Erden, zaman zaman erkeklerle birlikte olmak için evini kiralayan travesti arkadaşlarına, para karşılığı birlikte olduğu Necat Y.’yi sevgilisi olarak tanıttı. Arkadaşları evden gittikten sonra ilişkiye girdiler. Ancak daha sonra aralarında tartışma çıktı. Necat Y., Bülent Erden’i boğazını sıkarak öldürdü. Necat Y., cesedi daha kolay taşıyabilmek için ellerini önden plastik kelepçeyle bağladı. Daha sonra halıya sardığı cesedi, etrafını koli bandıyla bantladıktan sonra odadaki bazanın içine koydu, parfüm sıktığı odanın kapısını kilitledi” denildi.

EVİ KİRAYA VERİP PARASINI ALDI

Necat Y’nin öldürdüğü Bülent Erden’in yerine evi travesti olan arkadaşlarına kiraya vermeye devam ederek parasını aldığı bilgisine yer verilen iddianamede, “Erden’in travesti arkadaşlarına maktulün ağabeyinin trafik kazasında öldüğünü, bu nedenle Konya’ya gittiğini söyledi. Dairesini de kendisine emanet ettiği yalanını uydurarak onlara kiraya verdi ve parasını kendisi aldı. Cesedin kokması ve yakalanma korkusuyla 17 Ocak tarihinde evden ayrılarak Ankara’ya, oradan da memleketi Niğde’ye geçti” ifadelerine yer verildi.

ABLASI MERAK EDİNCE GERÇEK ORTAYA ÇIKTI

Bülent Erden’in şehir dışında yaşayan ablası A. A.’nın 10 gün süre ile kardeşinden haberalmaması üzerine İstanbul’da yaşayan akrabalarını kardeşinin evine yolladığı belirtilen iddianamede, “18 Ocak 2015 tarihinde durumu polise ihbar ettiler. Polisle birlikte eve gittiler. Çilingirin açtığı kapıdan giren polis kilitli oda dışında her yeri aradı. Bir şey bulamayan polis evden çıktı. Polisle birlikte eve giden akrabaları kilitli kapıyı tekmeleyerek açtı. Odada yoğun bir koku ve sineklerle karşılaştı. Bazayı kaldırınca Bülent Erden’in halıya 

sarılı cesedini buldular ve apartmandan çıkmakta olan polislere haber verdiler” denildi.

Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Necat Y.’nin 23 Ocak tarihinde Niğde’de yakalandığı hatırlatılan iddianamede, “Necat Y, savcılık ifadesinde olay günü ilişkiye girmek için Bülent Erden’in evine gittiğini, ilişkiye girdikten sonra Bülent Erden’in kendisiyle ilişkiye girmek istediğini, kabul etmediği halde ısrar ettiğini, bu nedenle tartışmaya başladıklarını, kaçamadığını, girdiği şok içerisinde ne yaptığını bilemeyerek Bülent Erden’in boğazını sıktığı yönünde ifade verdi” denildi. İddianamede, tutuklu sanık Necat Y. hakkında “Kasten adam öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istendi.

 

Travesti Haber

Travesti Haber

Dünyadaki en büyük sıkıntılardan birisi olan kıskançlık ve bununla beraber çoğunluğun oluşturduğu öznel doğruların evrensel olduğu sanılışı ile birlikte ortaya çıkan {travesti}bayanlar kötüdür anlayışı bu bayanları yalnızlığa itme, toplumdan çekinme ve bunun gibi şeylerin ortasında bıraktı diyebiliriz. Durum böyle olunca bu bayanlar zor durumda kalmış ve yapılacak en mantıklı kararı alıp çağa ayak uydurmuşlardır.
Peki neden travesti bir bayanla görüşmek isteyesiniz ? Diye bir soru sorarsak ve cevabı size verirsek nasıl olur ?

Bir travesti bayan duygusallık yüklüdür. Yıllardır beraberlerinde taşıdıkları zorlukların hayat zordur durumuna ek olması onların farklılıkları yüzünden adil bir durum değildir. Yalnızlığın ne olduğunu ve toplumdan dışlanmanın ne olduğunu özellikle ülkemizde iyi bilen bu {travesti}partnerlerini memnun etmek için herkesten daha çok çaba sarfedip daha çok uğraşırlar. İşte bu yüzden özellikle bu yüzden bir travesti bayan en iyi seks arkadaşınızdır.

Bir travesti bayanın kişiliği karakteri sağlamdır delikanlı kızların ne kadar afet olduğunu bildiğiniz gibi bu bayanlar da sizler için mükemmel birer seçeneklerdir. Hayatınızdaki önemli duraklardan birisi haline gelebilecek bu bayanlar sizlerin ne kadar mükemmel bir deneyim yaşadığını sizden çok önemserler ve bunun mükemmele yakın olması için ellerinden geleni yaparak sizde çifte mükemmellik sunarlar. Özellikle bu bayanlar vücutlarına herkesten çok dikkat ederler ve vücutlarının güzelliğine çok takık olduklarından birer taş konumundadırlar. Siz de bu mükemmelliklere tanık olmuş olmalısınız ki sitemiz bu güzelliklerle doludur. bayan her şeyden çok sizinle ilgilenirler. Çünkü bunu severek yaparlar. Her ne kadar toplumdan dışlansalar da kırılıp ezilseler de içlerinde her zaman duygusal ve iyilik barındırıp bunu özellikle erotik gecelerinizde sizlere açarlar. Tonlarca para döktüğünüz şımarık escortların sizlere verdiği her şeyi bu bayanlar kat ve kat daha ucuza verirler. Çünkü söz konusu bu bayanlar olduktan sonra gerisi basit bir oyundan ibarettir. Sadece bu bayanlar size istediğiniz şeyin daha fazlasını verebilirler.

Eğer ankara travesti ve istanbul travesti noktalarından mükemmelliğe şahit olmak isterseniz buna çok yakın olduğunuzu unutmayın.

Travesti Linkler

Travesti mi Dediniz ?

Travesti mi Dediniz ?

Eee devam edelim şehir şehir bakıyorum başka hangi şaehir var.Aa Bursa’yı nasıl unurutum ben ya.Çok pardon ( gülüyorum burda çaktırmayın).Bursa travestileri sizleri seviyorum,seviyorum sizleri yuppi.Bursa travestiler mi demeyin işte güzel arkadaşlarımız,Hepsi birbirinden uçuk kaçık sahi sizler nasıl yürüyosunuz yolda ya,biz bursa çocuğuyuz her yerde yürürüz havasıylamı takılıyorsunuz anlamadım gitti.Önemli olan insan gibi kabul görüp yürümek.Neyse bırakalım Bursada kitravestiarkadaşlarımızda başka başka şehirlere geçelim mesela hangi şehirle devam etsem diye düşünüyorum.Aaa buldum tamam..
Şöyle biraz daha uzağa gidelim günaydoğu anadolu tarafına.Ve tabikide Adana travestileri; ee adana travestiler deyince neler aklımıza geliyor düşünüyorum düşünüyorum adana travesti! Ahh buldum iyiler hoşlar güzeller..bu kadar kısa süreceğini bilmiyordum.
Şimdi sırada hangi il var şöyle bi bakalım ankara travestileri olabilirmi.Ohh turistin bol olduğu antalya travestiler olarak tursite hizmet son gaz devam.Antalya travesti yoğunluğun olduğu bir şehir ne varki şehir de travestilere oldukca saygı yok..Ama yaz sezonu için böyle diyemeyiz tabikide.Ben bi kaç kere gittim Antalya ya her gittiğimdede muhakkak bi travesti gördüm hiç belli etmiyolar desem yeridir.Antalya travestileri genellikle yolda geceleri çalışıyolar.İnternet üzerinden çalışan pek çok travesti yok.Bu yaz gelsin tekrar bi Antalya yapmayı düşünüyorum.Neyse Antalya yı ve istanbul travestileri ni kendileri ile başbaşa bırakıyorum bol şans diliyorum.Ve başka bir şehire geçiyorum..
Hımm birazda Karadenize gidelim mi o güzel karadaenizin güzel şehri istanbul travestileri hakkında bilgi edinelimmi.Samsun travestileri bana göre o kadar güzel o kadar alımlı ki inanmıyorum bir tanesini yakından gördüm olay.Kendi kendime bu ne ya dedim,hey maşallah.Düşünüyorumda Samsun ne alaka,ama makalemizin başındada söylediğim gibi artık travestiler ve travesti sevenler her yerde var.Bunun samsunu diyarbakırı vanı kalmadı.AA aklıma geldi hakkaridede travesti varmı.Makalemi okuyan biri olursa bana mail atsın olup olmadığını bilen biri.Ay geçelim samsun travesti güzellerinee..Siz niye bu kadar güzelsiniz söyleyin bakalımi,muhakkak bu güzelliğin bir sırrı olmalı değilmi.Bakın o güzelliği boşa harcamayın samsunluları o kadar üzmeyin güzelliğinizlee.Sizlere hayranım bunu bilmenizi isterim..Sizede elveda dedikten sonra başka bişehre geçelim artık.
Piştt izmir travestileri hey ordamısınız,hemşehrilerim nasılsınız.Biliyomusunuz bende izmitliyim avrupa kenti Kocaeli.EE şehir avrupa kenti olunca Kocaeli travestileri de ister istemez avrupai oluyolar.Kocaeli travesti eşittir Avrupai travesti..Ahh o şehirde travesti olmak herallde heralldeee dedirtityor adama..Ama son zamanlarda kocaeli travestileri arkadaşları maalesef zor günler geçiriyor,Artık emniyet ve ahlak iyice sıkıştırıyor arkadaşlarımız nerdeyse artık hiç çalışamayacak durumdalar.İyide ahlak neden bir travesti evini basıyor,sonuçta zine artık suç değil heleki travesti kanunu diye birşey yok.Bence bu tamamen mahalle baskısı dedikleri şey.Sanırsam izmitte travesti istemiyolar.Oysaki ne kadarda avrupai ne kadarda olgun benim memleketimin insanları,neden böyle yapıyolar anlamıyorum.

Travesti Hakkında

Travesti Hakkında

"Herkes bizi dışlayarak kendisini daha çok normal hissetmiş oluyor. Ben kendimi her şeye yabancı gibi hissediyorum. Sanki dünya benim dışımda dönüyor. Kimsenin bana bakmadığını hissederek yaşamayı çok özledim. Bazen erkek kılığına girip yeniden rahatça dolaşmak istiyorum." Bu sözler dışlanmışlığı yaşamının her alanında hisseden bir travestiye ait. Bir travesti olarak, tıpkı diğer travesti ve transseksüeller gibi, kendi seçtiği cinsel kimlikle çalışma yaşamından, sokaktan, -birkaç parti ve örgüt dışında- siyasetten, sosyal yaşamdan dışlanıyor. Televizyon kanallarında eğlence sektörünün sıradan bir parçasıymışçasına normal karşılanan, ama sokakta görmeye, mahallemizi, bakkalımızı paylaşmaya tahammül edemediğimiz eşçinsel, travesti ve transseksüellerin yaşadığı şiddet uzun süredir gündemde. Travesti ve transseksüellere yönelik sopalı, satırlı, bıçaklı saldırıları, ev baskınları 2006 Nisan'ının 'Eryaman Olayları'nın ardından Ankara'nın farklı semtlerinde tekrarlanmaya devam ediyor.
Saldırıların hız kesmediği bir dönemde, raflara tekrar kurulan bir çalışma, bizi on yıl öncesine, duyunca 'hatırlar gibi' olacağımız bir 'temizlik operasyonun' merkez üssüne, Ülker Sokak'a götürüyor. Pınar Selek, ilk baskısını 2001'de yapan çalışması Maskeler Süvariler Gacılar ile akıllarda, en çok kaldırımların boyanmasıyla kalan Habitat II zirvesi için İstanbul'un tüm 'pisliklerinin' halının altına süpürüldüğü günlere geri çağırıyor bizi. Sokak köpeklerinin ortadan kaldırıldığı, sokak çocuklarının 'ayak altında' dolaşmasının önlendiği günlere... İstanbul'un Cihangir semtinde, yetmişten fazla travesti ve transseksüelin yaşadığı Ülker Sokak da Beyoğlu'ndaki temizlik operasyonundan nasibini alan bölgelerindendi. Selek, 1996 yılında Ülker Sokak'ta yaşananları 'mahallede sakinleri', dönemin Beyoğlu Ekipler Amiri Başkomiser Süleyman Ulusoy, nam-ı diğer 'Hortum Süleyman', polis ve civardaki ülkücü gençlerle işbirliği halinde sokağın girişine kurduğu Türk bayraklı masasıyla 'huzur ve namus' bekçiliği görevini üstlenen Güngör abla ve sokaktan kovulan travesti ve transseksüeller ile yaptığı mülakatlarla sunuyor okuyucuya. Pınar Selek'in bir altkültürün dışlanma mekânı olarak tanımladığı Ülker Sokak'ın, geleneksel mahalle/sokak kültüründen hayli uzakta yaşayan sakinleri, olaylarla ilgili konuşurken, bir soruya, farkında olmadan aynı yanıtı veriyor. Sokağın sakinleri temizlik operasyonundaki tavırlarına tezat bir biçimde, 'en çok haksızlık karşısında öfke duyduklarını' söylüyor! 
Yerleşmiş ataerkil değerler
Pınar Selek, (operasyon öncesinde) Türkiye'deki travesti ve transseksüellerin en önemli ortak mekânlarından biri olarak tanımladığı Ülker Sokak'ta yaşananları anlamanın yolunun 'hoşa gitmeyen görüntü ve davranış biçimleri, sokağın fuhuş merkezine dönmesi' gibi gerekçelerin çok daha derininde olduğuna dikkat çekiyor. Kentlerin 'dönüştürülürken' hangi hesapların masaya yatırıldığını, 'rant' sağlamaya giden yolun, yerleşmiş ataerkil değerlerin de yardımıyla nasıl döşendiğini, altkültür öğelerinden kurtulmanın bazen nasıl da 'namus'undan 'bayrağı'na,'kutsal' değerlere dört elle sarılarak sağlandığını, Ülker Sokak örneğiyle bir kez daha düşündürüyor, Selek. 
Maskeler Süvariler Gacılar, Ülker Sokak'taki olayların tarihsel ve toplumsal bir bütünlüğün parçası olduğundan hareketle, ataerkillik, dışlama, eşcinsellik altkültürü, travesti ve transseksüel kimlikleri, eşcinsel mücadele tarihi, Türkiye'de eşcinsellik, travestilik ve transseksüellik üzerine sunduğu okumanın ardından, okuyucuyu 'sokağa' getiriyor. Abanoz'dan Pürtelaş'a buradan da Ülker Sokak'a sürülen travesti ve transseksüellerin Cihangir'deki son duraklarından da ayrılma öyküsünü, hem dışlayanların hem de dışlananların ağzından ayrı ayrı anlatıyor. 
Pınar Selek'in kitabı, travesti ve transseksüellerin kendi ağızlarından travestiliği-transseksüelliği anlatmaları, yaşadıkları sorunların, verdikleri mücadelenin farklılıklarına göz atmak açısından da önem taşıyor. Maskeler Süvariler Gacılar, hayal ettiği gibi olmanın bedelini her an ödemek zorunda bırakılanların öyküsünü ve 'unutulan' bir dışlanma anısını tekrar hatırlamak için iyi bir fırsat. 

Travesti Olmak Suç

Travesti Olmak Suç

 

Bu ülkede travesti olmak suç. Bu ülkede biyolojik cinsiyetini, yani bedenini, toplumsal cinsiyete aykırı kullanmak suç. Yani kendi bedeninden kendi yapına uygun tasarruf edemiyorsun. Heteroseksist, erkek egemen cinsiyetçi devlet belirliyor senin nasıl yaşayacağını. Eğer onun istediği gibi yaşamazsan, öldürüldüğün zaman, devlet mercileri seni suçlu buluyor. Öldürülüyorsun ama karşı taraf sen travesti olduğun için, transseksüel olduğun için, eşcinsel olduğun için ceza almıyor, sadece insan öldürmenin cezasını alıyor. Nefret cinayetleri kapsamına alınmıyorsun bedeninin heteroseksist zihniyete göre kullanmadığın için. Bu ne demek oluyor; eşcinsellerden, travestilerden, transseksüellerden nefret edebilirsiniz. Onlar lanetlenmiş yaratıklardır, öldürülmeyi hak ediyorlar. Öldürürseniz herhangi bir şekilde, nefret suçu işlememiş olacaksınız ve ekstradan ceza almayacaksınız.

 

Oysa bir insan, dilinden, dininden, ırkından, renginden, milliyetinden, cinsiyetinden, vesairesinden dolayı öldürülürse, nefret suçları kapsamında katillere ağırlaştırılmış hapis cezası veriliyor ama buna eşcinseller, transseksüeller, travestiler dahil değil. Neden; çünkü devlet onları insan yerine koymuyor. İnsan olmanın belli kıstasları var tabi heteroseksist zihniyete göre. Erkek egemen yapıya, heteroseksizme uygun olacaksın. Milliyetçiliğinden cinsiyetçiliğine kadar da tüm unsurlar heteroseksizmin hizmetinde zaten.

 

Batı'da tam tersi işliyor adalet sistemi, insanlık sistemi. İnsana, insan olduğu için değer veriliyor; egemen yapnın standartlarına uyduğun için değil. Bir bakıma heteroseksist toplumların ayrımcılık olmazsa olmazı. Eşitlik, özgürlük, demokrasi diyorlar ya, sadece kendi yapılarına uygun bir demokrasiden bahsediyorlar, sadece kendi çıkarlarına uygun bir insanlıktan bahsediyorlar.

 

Bir travesti öldürüldüğü için katili hak ettiği cezayı almadı. Soruyorum devlete, millete ve bu ülkede yaşayan herkese: Ne düşünüyorsunuz, umrunuzda mı? Hiç yüreğiniz sızladı mı bir insan heteroseksist sistemin bir parçası olmadığı için? Boğazınızdan da lokma çok rahat geçecek, başınızı da yastığa çok rahat koyup uyuyacaksınız. Çünkü siz de heteroseksistsiniz!

 

Bu adaletsiz karar ne gazete manşetlerine, ne de televizyon haberlerine yansıyacak. Çünkü bir travestinin öldürülmesi size dokunmayacak. Peki bütün LGBTİ'lerin kökü kazınsa, kazınmaz da, çünkü LGBTİ'ler heteroseksüel ilişkilerden doğuyor ve üremeyi sağlayan genle eşcinsellik geni aynı, kazınsa sadece o günün haberi olurlar değil mi? Ertesi gün gene heteroseksist heteroseksist yaşar gidersiniz. Bir canlının doğuştan getirdiği yaşama hakkı, heteroseksist kültürlerin iktidar olma mücadelesi kadar önem taşıyamaz. Sadece yazık diyorum bu insanlığa. Zaten anlamayacak dünyaya da ne anlatsan boş.

 

İstanbul Avcılar Meis Sitesi sakinlerinden Seda isimli travesti  nefret cinayetine kurban gitmesine rağmen, katili haksız tahrik indirimden faydalanarak 15 yıl hapis cezası aldı. Katil var olan ceza infaz sistemine göre de sadece 8 yıl hapis yatacak. Tahrik indiriminin gerekçesi, nefret cinayetine kurban giden Seda'nın travesti olması ve de katile (sözde) ilişki teklif etmesi. Nerden biliyoruz ilişki teklif ettiğini? Bütün travesti, transseksüel, eşcinsel, nedense katillere hep ilişki teklif ediyor. Oysa benim bildiğim erkek egemen olan bu ülkede ilişki hep erkeklerden ve erkek geçinenler tarafından teklif edilir. LGBTİ'ler korkarlar, çekinirler böyle bir şeye. Aklınız alıyor mu eşcinsellerin, transseksüellerin erkeklere ilişki teklif ettiğini diyeceğim ama insanlar çıkarına uygun neye inanmak istiyorlarsa ona inanıyorlar ne yazık ki?

 

Aslında ötekileştirilen kesimlere karşı olan önyargılar, adalet sisteminin yanlış kararlar almasını da pekiştiriyor. Zaten yasalarda eşcinsel, travesti diye bir şey yok. Hakim neye göre karar verecek ki? Geleneksel yapının ahlak anlayışına göre karar verecek önünde eşcinsellerle ilgili karar verebileceği bir mevzuat olmayınca. Eğer karar verici mekanizma da heteroseksistse, tabiki de travestiliği tahrik unsuru olarak değerlendirecektir.

 

Katil diyor ki, "Alkollüydüm, bana ilişki teklif edince kızgınlıkla darp ettim, öldürme niyetim yoktu." Bu iddiaya kargalar bile güler ama adalet sistemimiz, yargımız bu ifadeyi ciddiye alıyor ne yazık ki. Ölen zaten bir travesti değil mi, katil de zaten heteroseksizm tarafından, daha ne olsun?

 

Ve ne yazık ki Adli Tıp ölen travestinin tecavüze uğrayıp uğramadığı, ilişki yaşayıp yaşamadığını araştırmamış bile. Oysa bu ülkede şöyle bir gerçek var: Eşcinseller, travestiler, transseksüeller kendileriyle ilişkiye giren, eşcinselliğini kabul edememiş gizli eşcinseller tarafından öldürülmektedir. Devlet eşcinsel karşıtı olunca, heteroseksizm tarafında yer alanı savunuyor.

 

Travestiler üzerine kurulan bir hayal

Travestiler üzerine kurulan bir hayal

Travesti hakkında bu kadar cümleyi, sırf google siteleri benimsesin diye yapıyorum ya harbiden helal bana.

Düşününki koskocaman bir salondasınız.İçeriye istanbul travestileri, ankara travestileri, izmir travestileri, bursa travestileri, adana travestileri, kayseri travestileri, gaziantep travestileri, antalya travestileri, konya travestileri, diyarbakır travestileri, bolu travestileri, marmaris travestileri, bodrum travestileri giriyor.

Travesti Travestiler Hakkında

Travesti Travestiler Hakkında

TRAVESTİ İLANLARI

Çoğumuz bazen farklı şeyler bekleriz. Yönelimlerimiz farklıdır. Bu cinsel tercihler konusunda bile böyledir. Siz kızlardan ilgi gören popüler bir yakışıklı bir erkek olabilirsiniz, yada tam aksini düşünün. Karşınızdaki kişi ne yapsa siz mutlu olamazsınız. Çünkü yöneliminiz farklıdır. Erkeksinizdir ve bir erkekle birlikte olup ona dokunmak istersiniz. Bu tür farklı cinsel yönelimde olan kişiler için günümüzde bunu profosyonel ve gizlilik esasınca yönelimlerinizi doyuran kişiler vardır. Travestiler bu durumu artık aşmış kişilerdir. Sizin yıllarca etrafınızda kimseye söylemeye cesaret edemediğiniz gerçeklikleri günümüzde bu insanlar aşikar bir biçimde bu durumu utanıp farklı hissetmeden yaşayıp müdavimlerini mutlu etmektedirler. İnternette travesti ilanları diye yazdığınızda yaşadığınız ile göre çıkan arama sonuçlarında beğendiğiniz modeller ile gizlilik esasınca görüşmeler konuşmalar ve arkadaşlıklar edinebilirsiniz. Gerçekleştirmek istediğiniz arzularınızı beraber yaşamak için bundan daha alternatif ve kestirme bir yol yoktur. Düşünsenize, bir erkeğe gittiniz ve onu çok beğenip onunla beraber olmak istediğinizi söylediniz. Bunu başarmak ciddi bir cesaret işidir. Travestiler ise bu tür korkuları aşıp bir eşik atlamış kimselerdir. Farklı yönelimlerinizi heyecan ve meraklarınızı gidermek için bir travestinin kanatları altına sığınıp onunla dilediğiniz fantazileri saatlerce yaşayabilirsiniz.Özellikle istanbul travestileri verdiği hizmetler ile yerli ve yabancı arkadaşlıklar konusunda çok başarılı işler çıkarmaktadır.

TRAVESTİ

Hayatta farklı yönlerde beklediğiniz arzular vardır. Normal akış içinde sürüklenmek çok sıkıcı ve monoton gelir. Yıllarca aileniz ve çevreniz sizi belli bir sınır içinde kuşatma çabasında iken siz aslında doğuştan içinizde gelen farklılık ile tamamen çizgilerin dışında içinizde birşeyler ile yaşamaya gayret edip bastırdıklarınızla bir varolma çabası içinde güneş altın gündelik rollerinizi oynarsınız. Diyemezsiniz şu erkek ne kadar yakışıklı, benimle birlikte olsa diye... Ona erişmek zordur. İnsanların düşünceleri ile ördüğü toplumun parmaklıkları vardır. Siz o küçük delikler içinde nefes alma çabasında isteklerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlerken bu parmaklıkları aşmış olan travestilere yönelir ve travesti ilanları alanında dolanırsınız. Size yumuşak gelen kadın teninin aksine  istekleriniz, tamamen sert erkek teni üzerinde beklentileriniz aktif pasif travestiler yardımıyla gerçekleşebilir. Gizlilik de önemli bir konu olduğu için hayat akışı içinde en iyi alternatif izmir travestileri, istanbul travestileri, ankara travestileri gibi yaşadığınız ile göre arama yapmak kaydıyla yapacağınız taramalar sonucu yaşadığınız yerde cinsel ihtiyaçlarınızı giderecek kişilere ulaşmanın en kolay ve kestirme yolu travesti ilanları gibi siteleri taramak ile gerçekleşebilir.

TRAVESTİ RESİMLERİ

İnsanlar uzaktan dalgaya alsa bile travestiler ve farklı cinsel yönelimlere sahip insanlar toplumun göz ardı edilemeyecek herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Sizinle aynı cinsteki insanlar karşı cins fotoğraf ve videolarını izleyerek tatmin olurken siz travesti resimleri, travesti videolarını izleyerek kendinizi daha çok gerçekleştirmiş daha çok keyif almış hissedersiniz. Bu gerçekleştirmek istediğiniz hayal ve fantazilerinizin sanalda görünse bile gerçekte olan yaşantılarıdır. Travesti ilanlarındaki modeller hakkında karış karış bilgiler ararken onların sitelerinde yer alan travesti resimleri ve her karede hayal ettiğiniz detayların yansıması bile sizi yeterinden fazla tatmin eder boşaltır. Oral gibi isteklerinize bile cevap verecek denli sizde güzel etkiler bırakır. Yıllarca uzaktan uzağa gerçekleştirmeyi planladığınız size keyif veren fantaziler bazen size aslında bir telefon veya bir kaç tık ötede sizi beklemektedir. Travesti resimleri izleyerek içindeki hisleri tatmin etmeye çalışan çoğu insan kendileriyle birlikte olacak insanları bulabilmek için internet üzerinde travesti ilanları bırakmakta olup arayışlarına cevap verecek yakışıklı güzel erkekleri bir arayış içinde bekleyip onların kendilerine dokunup çılgınca sevişmeyi beklemektedir.

Travesti Arkadaşlık

İnsanların özgürleşip kendilerini gerçekleştirmeye en yakın olduğu bu günlerde farklı cinsel tercihler de gereken saygıyı görmese bile en azından gizli olarak takılan aktif ve pasif gay olan kişilere bir cesaret vermiştir. Travesti arkadaşlık siteleri sayesinde etrafında eşcinsel olduğunu söylemeye çekinen utanan kişiler internet üzerinde bu tür arkadaşlıklara rahatlıkla erişebilmektedir. Belki etrafınızda homo sexuel olduğunu söylemek sizi korkutabilir ancak internet üzerinde hatta facebook gibi sosyal sitelerde bile edeceğiniz partnerlik sayesinde alacağınız haz sizi daha rahat bir konuma getirecektir. İçinizde hissettiğiniz o farklı duygular ve kadınsılığı dışa vurmak sizi belki güç durumda bırabileceği için sizi korkutabilir ancak bunu partnerlik sitelerinde gizli olarak paylaşmanız sizi bir nebze de olsa daha güvenli hissettirecektir.

Haberlerde ve televizyonda travestiler üzerine kötü şeyler duysanız bile bunlar aslında tamamen ayırt edici çünkü bütün medya travesti ve travestiler üzerinde asılsız olan bir çok habere yer vermekde.Travestiler sakarya travestileri izmit travestileri ısparta travestileri bursa travestileri konya travestileri diyarbakır travestileri mersin travestileri üzerinedir.

Bütün bilinenlerin aksine tüm türkiyede istanbul travestileri, ankara travestileri, izmir travestileri, kayseri travestileri, gaziantep travestileri, mersin travestileri bütün, bu yazılanların üstüne büyük çalışmalar sonucu kendini türkiye topraklarında kabul ettirmek adına bu ülke topraklarında yaşayan travestiler bizlerin değimiyle erkek ve kadınlardan çok daha fazla mücadele içerindeler.

Travestiler

Travesti nedir ? Hepimizin vereceği cevap farklıdır kimimize göre travesti demek yeryüzünde lanetlenmiş insan demek.Kimimizede göre hayatın ve cinselliğimizin tek sebebi demek.Travestiler artık heryerde antalya travestileri, bursa travestileri, samsun travestileri, adana travestileri artık tüm türkiye üzerinde rahatlıkla dolaşabilmekdedirler. Travestilerin hayatı dşardan çok uçuk ve aşırı gibi görünse de kendi içlerinde aslınde pek öyle olmadığını söyleyebiliriz. Şehir şehir travesti ilanlarına artık tüm internet ve sosyal medya aracılığı ile rahatlıkla ulaşabiliyor ve istediğiniz cinsel arzuları beğendiğiniz partner ve modeller ile saatlerce bitmemesini dilediğiniz hazları doruksuzca yaşayabilirsiniz.

Travestilerin en özgür olduğu bugünlerde insanların açıkçası cinsel tercihlerinin de çok fazla göze batmadığını hatta eşcinsel olan kimselerin rahatça ortalıkta kendini yaşayabildiğini tüm çevremizde görebiliyoruz. İnsanların cinsel tercihlerinin kendi sosyal kimliğini ilgilendirmesi bakımından travesti arkadaşlıklarında giderek daha serbest bir hal aldığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Başta ünlüler olmak üzere birçok kişi özgürce ten üzerinde arzularını gerçekleştirebilmektedir. Erkek tenine karşı olan ilginiz ve sizi çıldırtan arzularınız ile şevke gelerek netten dahi travestiler ile olan hayallerinizi gerçeğe dökme hayali sizi şevklendirip bir adım ötesine geçmek için sizi cesaretlendirecektir.

Travesti Sitesi

İnternette pek çok farklı tercihleri olan insan kendilerini tatmin etmeyi umarak işe ilk internet taramaları ile başlamaktadır. Bunu ise facebook gibi sosyal medya siteleri üzerinde sahte profiller ile kendilerini gizleyerek içlerindeki kaşıntı ve zevk hazzını bastırmak için bir arayış içine girmek olasıdır.  Travesti siteleri ise tecrübeli veya tecrübesiz olan eşcinselleri cesaretlendirmek için size doping etkisi sağlıyor.

Yıllarca yapmayı hayal ettiğiniz oral veya anal tecrübe etme merakınızı gidermenin başlangıç noktası travesti siteleri ile işe başlayıp arayışınızı tatmin etmek dahil sizi mutlu edecektir. Erkek tenine dokunmanın hayali bile sizi terletip, erkek organlarına karşı duyduğunuz ilginin hazzın ve zevkin doruklarına ulaşmak eminim sizin de istediğiniz birşeydir. Düşünsenize sert  kaslı ve damarlı bir erkeğin sizi tutup kendine doğru çekip sizi baştan çıkardığını... Yıllar boyunca kendinizi onun kollarında olmanın hayaliyle yaşadınızı biliyorum. Sizin oral yapmak doyasıya almak veya vermek istediğizi, nefes alıp verme ile derinlerde dolaşma isteğinizi sizler gibi sizin gibi olanlar da biliyorlar. Travesti sitesi deyince akla ilk gelen travesti-ilanlari.com gibi ilan siteleri eşcinsellerin partner aramak amaçlı kullandığı vazgeçilmesi mümkün olmayan siteler arasındadır.

Travesti Haberleri

Türkiye genelinde travestiler hakkında çıkan son güncel haberleri izlemek için çoğumuz haber sitelerini takip ederiz. Gazete ve mecmualarda yayınlanan travesti olayları ve travesti resimleri gündelik hayatta çoğumuzu etkiliyor. Genellikle kötü olarak bildiğimiz, alay ettiğimiz travestilerin hayatlarını peki bizler hiç sorguladık mı? Onların neler yaşadığını, nerden geldiklerini, niye böyle bir yaşantı içinde olduklarını düşünüp kendileriyle oturup iki lafın belini kırarak mı öğrendik yoksa kafamızda kemik fikirler ile mi önyargılara vardık. Onların neler hissetiğine dair bir kaç çıkan kötü haberin etkisinde belkide çoğunuz oh olsun bile demişsinizdir. Özellikle istanbul travestileri, ankara travestileri, bursa ve izmir travestilerinin yoğunca haberleri ile gündeme gelen illerimiz arasında olduğu herkesçe biliniyor. Travesti ilanları internet üzerinde yoğunca ilgi görerek bir çok eşcinselin ihtiyaçlarını giderirken birde basında çıkan haberler ile hedef haline geliyorlar. Eşcinsel olduğu için baskı gören insanlar hakkında çıkan travesti haberleri eşcinsel olan kişileri korkutmakla beraber kişileri duygusal olarak derinden etkilemektedir. Gerçi son dönemde sosyal özgürlüklerin artışı ile beraber eşcinsel arkadaşlıklarında ve gizli partner edinmelerinde daha yumuşak bir hava gözlenmesi kişileri mutlu ettiği de herkesçe biliniyor.

İstanbul Travestileri

Eşcinsel olan erkekler aktif ve pasif olarak ikiye ayrılıyor. Homosexuellerin en çok bulunduğu iller arasında ise başta istanbul, izmir, bursa, ankara gibi büyük illerimiz yer aldığı görülüyor. Aslında hiç akla gelmeyeceğini düşündüğünüz yerlerde dahi travestiler ile ilgili ciddi çok büyük potansiyeller var. Çünkü eskiden gizli takılan, hatta eşcinsel olduğu halde bir kadınla evlenip çoluk çocuğa karışan insanlar içlerindeki o erkeğe karşı ilgiyi yitirmemişerdir. Kendisini yıllarca bir erkekle düşünüp hayallerine erişemeyen günümüzde bulunan onlarca insan istanbul gibi büyük illerde hatta diğer şehirlerde kendilerine gerekli ve uygun olan partneri bulmakta çok zorlanmıyor. Travesti arkadaşlık ile hayal üstünde zevklerin doruğuna erişen insanlar bunu sosyal hayatlarında başaramıyor olsa da artık internet ve sosyal medya siteleri sayesinde istanbul travestileri, diyarbakır travestileri oldukça büyük bir cesaret gerektiren yaşantıya ulaşıp hayatlarında kendilerini gerçekleştirme fırsatını bulabilmektedir. Ayrıca çoğu erkek görünen ama aslında kadın hisseden pasif geylerin en büyük arzularından biri olan tek bir eş ile beraber kimsenin gözüne batmadan birşeyler yaşayabiliyor. Üstelik dışardan baktığınızda iri yarın erkek dediğiniz kimselerinde cinsel olarak farklı yönelimde bulunması artık toplumda kimseyi şaşırtmaması gereken bir durum olduğunu düşünüyor. Daha fazlasını yaşamak ve travesti arkadaşlık edinmek istiyorsan travesti ilanlarına bir bakıp bir partner edinip hayallerinizi gerçeğe dönüştürme kararı tamamen sizin elinizde olduğunu bilirsiniz.

Eskişehir Travestileri

Şuan Anadolu illeri arasında üniversiteleriyle dikkat çeken Eskişehir bugünlerde travesti ve diğer hizmetleri ile talep görüyor. Yaşantıların ve özgür yaşamın daha ileri noktalara taşındığı, kimsenin kimsenin hayatına karışmadığı, insanların hayatlarını dilediği gibi yaşadığı güzide şehirler arasında olması çektiği turist sayısıyla ile de daha manidar bir gerçeklik kazanıyor. Diğer illere göre travesti ilan ve arkadaşlık üzerinde sağladığı performans gerçekten partnerlik isteyenlere doruklarında hazlar veriyor. Diğer illerden eskişehir travestileri ile tanışmak üzere gelen hatta diğer illerden gelen telefon aramaları ciddi olarak bunu kanıtlıyor. Civar illerden gelen telefon ve partnerlik teklifleri şehirdeki sirkülasyonu artırıyor. Gizli takılan, gey olduğunu belli etmeyen aktif pasif kimseler içinse kalabalık ortasında kaybolma vazifesini sağladığından dolayı eskişehir travestileri en çok tercih edilen travestiler arasında yer alıyor. Sundukları hizmetler ise müdavimlerini tekrar tekrar kaçamaklara bu şekilde gizli kalmalarını sağlamaya yardım ediyor. Diğer yandan normal hayatlarına devam ederken yşadıkları gizli deneyimler ile kendilerini cinsel olarak gerçekleştirebilen bir çok insan eskişehir gibi büyük illerde aktif olarak yaşıyorlar. En azından kim ne der nasıl karşılar gibi bir dertleri bulunmuyor veya kim ne düşünür.Bunlara aldırmadan sadece içindekileri yaşayan insanları anlamak kendini normal olarak yaşayan insanlara farklı gelsede hazlar söz konusu olduğunda herkes kendi dünyası ve içindekini yaşamak için elinden geleni ardına koymuyor. Bu herkesin içinde olan birşey...İçinden geldiği gibi eskişehir travestileri de hayatlarını kendilerince yaşayarak hem mutlu olup hem mutlu ederek çift yönlü bir ilişkide hayatlarını sürdürüyorlar.

Travestilik

Genelde etrafımızda duyduğumuz zaman top, yuvarlak, yumuşak gibi rencide ediliyoruz ama insanlar karşı cinsi seçerken bizim farklı cinsi seçme isteğimizi pek normal karşılayamıyorlar. Tabii bunu aşırıya götüren aramızda olanlarda var. Açıkçası kimimiz için bu bir meslek halinde ilerliyor, kimimiz için ise yakışıklı birisiyle beraber olma hırsından kaynaklı bir şekilde bu hayatın içinde yaşıyoruz. Yarını değil bugünü düşünüyoruz. Yani hayat bizim için bir kelebek gibi bir güne bedel. İnsanlar dışardan baktığında o şımarık kahkahalarımızla yada farklı konuşmalarımız, hal hareketlerimiz ile bilse de açıkçası dışardan göründüğü kadar kolay değil. Düşünsenize daha doğarken benim aslan oğlum veya benim güzeller güzeli kraliçem diye büyütülüyorsunuz anne babanız tarafından. Kız iseniz size bebek alınıp pembeler ile giydiriliyorsunuz, erkek iseniz mavi veya diğer koyu renklere bürünüp hayatınız süper kahramanlar ve güçlü erkek bilinçaltının olduğu algılar ile kuşatılıyorsunuz. Peki o aslan oğlunuz bir gün bir erkeğe karşı cinsel istekler duyduğunda ise ailenin tüm kalıp düşünceleri parçalanacak hale geliyor. Kimisi bu rolü yıllarca sürdürüp eşcinsel olduğunu korku ve baskı dolayısıyla saklıyor, hatta kadın teni sevmemesine rağmen bir kadınla evleniyor, kimi ise biraz cesaret toplayıp eşcinsel bir birliktelik peşinde koşuyor

Cezavinde Travesti Var

Cezavinde Travesti Var

Türkiye’de görmüş oldukları maddi ve manevi baskılardan ve psikolojik şiddetten ötürü hayatlarına son vermeyi dahi düşünen LGBTİ bireylerin yaşantısından kesitlerin sunulduğu ve hayatın onların gözlerinden anlatıldığı ‘Voltaçark’ isimli kitap, dün 23. İstanbul LGBTİ Onur Haftası kapsamında düzenlenmiş olan ‘Duvarın Ardındakiler’ isimli panelde tanıtıldı. Kitaptan kesitlerden bahsedildiği bu panelde konuşulanlar ise, yürek burkacak derecede.   İşte o insanların hayatlarından birkaç bölüm…   Rosida Koyuncu’nun derlediği bu kitap, LGBTİ bireylerin cezaevlerinde tecrit edilmesini, çektikleri işkenceleri ve kendilerine yapılan kötü muameleleri, intihar girişimlerini ve bu tip birçok olayı konu ediniyor. O hikâyelerden birkaçı ise kısaca şu şekilde:     Hazal: Gardiyanlar ve mahkûmlar gelip, “Bize göğsünü aç! Bizi biraz eğlendir!” diyorlardı. Kartal E Tipi Cezaevi’nde arama adı altında çırılçıplak soyuldum. Sevkim Sinop Cezaevi’ne çıktı. Yanıma oturan askerler ve onbaşı beni sürekli elle taciz ediyordu. Kadın gardiyanlara, “Travestiyim.” deyince “Travesti nedir?” diye söylenip geri gittiler. Mahkûmların cezaevinde bir travesti olduğunu öğrenmelerini istemedikleri için revire çıkarmadılar.   Avşa: Giresun E Tipi İnfaz Kurumu’nda kalırken C. adında infaz koruma memurunun tecavüzüne maruz kaldım. Memur hapis cezasına çarptırıldı. Tokat’a gönderildim. Orada da peşimi bırakmadı. Yaşadıklarımı Tokat’takiler öğrenince baskılar sonucu Niğde’ye, sonra Gümüşhane’ye ve en son Bafra’ya sürüldüm. Beni Tokat’tan takip eden memurdan avukat görüşme odasında yediğim dayak sonucu bayıldım ve hücreye atıldım. İki ayda 20 kilo verdim.     Funda: Gardiyanlar bana bakıp “Kadın kılığındaki erkek bu mu” diye dalga geçiyorlar. Cezaevi müdürü, “Saçlarını keseceksin ki seni burada tutabileyim” dedi. Saçlarımı üç numaraya vurarak zorla kestiler. Erkek elbiseleri getirerek “Bunları giyeceksin” dediler. Psikolojik işkencelere katlanamaz duruma geldim. Defalarca intiharı denedim başaramadım.   Burçak: Trans kadınım. Hukuk mezunuyum. Bir dönem avukatlık yaptım. Cinsiyet kimliğim yüzünden hem adliyede hem çevrede psikolojik baskıya maruz kalıyordum. Türkiye’de büro açıp çekip çevirmek tek başına zor olduğu için 2001 yılında mesleği bırakıp seks işçiliği yapmaya başladım. Cezaevinde tecrit, baskı ve psikolojik işkence var. Ölmek istedim, ölemedim.   Carolin: Brezilyalıyım. Yedi yıldır farklı cezaevlerinde kaldım. Benden erkek gibi giyinmemi istiyorlardı. Çok zorluk çektim. Hem yabancı hem de trans olmak hapiste çok zor. Trans olduğun için açık cezaevi ve diğer infaz biçimleri uygulanmıyor, tekli hücrede tutuluyorsun.  Recep: Heteroseksüel olsaydım, şimdi dağda ya da toprak altında olabilirdim. Eşcinsel olmasaydım bu kadar zorlu bir süreci yaşamazdım. LGBTİ MAHKUM SAYISI   Kitapta verilmiş olan bilgiye göre, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden (CİSST) Mustafa Eren’in verdiği bilgiye göre, CİSST’in Adalet Bakanlığı’na yaptığı başvurulara cevap olarak, Temmuz 2013’te 79, Mayıs 2014’te 95 LGBTİ mahkûm bulunduğu bildirilmişti. 2015’te, yapılan bilgi edinme başvurusu ise yanıtsız kaldı. 

 

Travestiler Meclis Yolunda

Antalya Kadın Koordinasyonu tarafından düzenlenen mitingde kadınlara konuşan Bulvan, “Eğer yüzde 10’u geçip barajı aşarsak ki bundan hiçbir şekilde şüphemiz yok, halaylar çekeceğiz, zeybekler oynayacağız, horonlar tepeceğiz, belki de çiftetelli oynayacağız. Ben hayatımda çiftetelli oynamadım ama 7 Haziran akşamı çiftetelli de oynayacağım” diye konuştu.
Miting için Aydın Kanza Parkı’nda toplanan kalabalık, ellerinde HDP flamalarıyla yürüyüşe geçti. Kürtçe sloganlar atan grup, sık sık HDP’nin seçim sloganı olan “Bizler meclise” dedi. Aydın Kanza, Teomanpaşa ve Atatürk Parkı güzerganı izleyen grubun önünde HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, HDP Antalya milletvekili adayları ile kol kola girerek yürüdü. Görme engelli HDP Antalya milletvekili adayı Gülkız Türk ise bir refakatçi ve beyaz bastonu ile yürüdü.

TRAVESTİDEN DESTEK
Travestilerin çoğunlukla ikamet ettiği Teomanpaşa Mahallesine gelen grubu kaldırımda bir travesti karşıladı. Yürüyen gruba zafer işareti yaparak selamlayan travesti, elindeki cep telefonu ile HDP’li kadınları görüntüledi.

“KADINLAR TÜRKİYE’DE ÇOK FAZLA ŞİDDETE MARUZ KALIYOR”
Atatürk Parkı içerisinde bir bölümde polis aramasından geçen kadınlara HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, hitap etti. HDP’li kadınlara seslenen Pervin Buldan, “Kadınlar en fazla Türkiye’de şiddete ve baskıya maruz kalarak kadın katliamlarına ve cinayetlertle de karşı karşıya kaldılar. Dünyada her yerde kadına karşı bir yok sayma ve inkar politikası vardır ve bu en fazla Türkiye’de vardır” dedi.

“BARAJI AŞACAĞIMIZDAN ŞÜPHEMİZ YOK”
Kadınların ezildiği için milletvekili listelerinin yarısını kadınlardan oluşturduklarını da ifade eden Buldan, “550 milletvekili adayının yarısı HDP’de kadınlardan oluşuyor. Eğer yüzde 10’u geçip barajı aşarsak meclise girersek ki bundan hiçbir şekilde şüphemiz yok. Kadınlar, gençler, ezilenler, yok sayılanlar, el ele vermiş ve haziranda barajı yıkmak için yola çıkmışlar. Meclise girdiğimiz andan itibaren grubumuzun yarısı kadınlardan oluşacak. 100 milletvekili ile girersek 50’si kadın 50’si erkek olacak. Eşit temsiliyet olacak” dedi.

“BARIŞ SÜRECİ BAŞLADI, KARDEŞ KANI DURDU”
Barış ve müzakere sürecini de değerlendiren Buldan, barış sürecinden bu yana kan dökülmediğini söyledi. Sürecin kendileri için kıymetli olduğunu ancak AK Parti’nin sürecin ilerlemesi için hiçbir şey yapmadığını savunan Buldan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Barış ve müzakere sürecinin gidişatıda önemlidir. 2 buçuk yıldır barış ve müzakere süreci denilen bir süreç başlatıldı. 2 buçuk yıldır bu coğrafya da annelerimiz ve kadınlarımız ağlamadı. Neden ağlamadılar çünkü bu coğrafyaya cenazeler gelmedi. Trabzon’a Samsun’a asker cenazeleri gitmedi. Mardin’e Diyarbakır’a Hakkari’ye cenazeler gitmedi. Konya’ya, Ankara’ya polis cenazeleri gitmedi. Bu süreç bu yüzden bizim için kıymetlidir. Bu süreç başladığı için akan kardeş kanı durdu. AK Parti bu sürecçin ilerlemesi için gerekli adımları atmıyor”.

“HİÇ OYNAMADIM AMA 7 HAZİRAN AKŞAMI ÇİFTETELLİ OYNAYACAĞIM”
Barajı aşacaklarını ve zaferin şimdiden kutladıklarını belirten Buldan, “Barajları hep birlikte aşacağız. Kadınların zaferi kutlu olsun. Halaylar çekeceğiz, zeybekler oynayacağız, horonlar tepeceğiz, belki de çiftetelli oynayacağız. Ben hayatımda çiftetelli oynamadım ama 7 Haziran akşamı çiftetelli de oynayacağım” diye konuştu. 

Ankara Travestileri Haberleri

Konuya ilişkin Bilge Kadın Araştırma Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin özellikle AB’ye tam üyelik müracaatından sonra ilerleyen süreçte inanç ve değerlerimizle hiçbir şekilde bağdaşmayan, milli bünyemize aykırı birçok unsur kimliğimizi ve toplum yapımızı tehdit edecek şekilde hızla yayılmaya başlamıştır. Toplumların yapısına yabancı ve zararlı unsurların yayılıp yerleşmesini sağlamak için çeşitli metotlar kullanılmaktadır. Bu metotlardan birisi de kavramlarla oynamaktır. Bu şekilde toplumun sahip çıktığı ve direnç noktası olan mevcut kavramların içi boşaltılarak hiç ilgisi olmayan bambaşka manalar yüklenmekte ya da yeni kavramlar türetilmektedir. Böylece toplumlar iğfal edilerek tepki göstermeleri engellenmekte ve bu metot sahiplerinin istediği yöne sürüklenmeleri sağlanmaktadır. Özgürlük, özel hayat ve eşitlik kavramları da nerdeyse gerçek anlamlarından tümüyle koparılarak toplum mühendisliğine uygun araçlar haline dönüştürülmektedir. Ahlak toplum hayatının temel dinamiklerinden birisidir. Ahlak olmaksızın hukuk ve özgürlük olmaz. Bireysel olarak ahlak aynı zamanda insan yaşantısının da ayrılmaz bir parçasıdır. Ahlakı olmayan bir özel hayat da olamaz. Eşcinsellik günümüzde tüm dünyada toplum yapılarını tehdit eden ciddi bir meseledir. Batıda ‘neşeli, umursamaz’ ve ‘canlı, renkli, gösterişli’ anlamlarına gelen ‘gay’ tabiri bir anda eşcinsellere yakıştırılmış, kelime anlam kaymasına uğrayarak diğer anlamların kullanımı yok olmaya yüz tutmuştur. Kelimenin esas anlamına uygun olarak eşcinseller rengârenk gökkuşağı renklerini sembol edinerek kendilerine canlı, enerjik bir hava verip insanları cezbetmeye çalışmaktadırlar” denildi.

“TÜRKİYE’NİN DE AYNI YOLA GİRMESİ İSTENİYOR”

Eşcinselliğin 1968’e kadar sapkınlık olarak görüldüğünün belirtildiği açıklamada, “ABD’de 1968’e kadar cinsel bir sapkınlık olarak görülüp hastalık listesinde yer alan eşcinsellik bu tarihte hastalık listesinden çıkarıldıktan sonra hızla yayılmış, sosyal ve kültürel yapıyı adeta alt-üst etmiştir. Ardından -gerek ABD gerekse Avrupa’da- eşcinsellere evlenme hakkı verilmeye başlandıktan sonra bu tahribat daha da artmıştır. Evlenme hakkı verilip “aile” olarak kabul edilince çocuk taleplerini karşılayabilmek için evlat edinme hakkı verilmiş, doğum yoluyla çocuk edinme taleplerini karşılayabilmek için de sperm bankaları ve taşıyıcı annelik devreye sokulmuştur. Eşcinsellik hastalık listesinden çıkarıldıktan sonra toplum nezdinde de kabul görebilmesi için yine kavramlarla oynanmıştır. İnsanların gözünde olayı normalleştirebilmek için önce ‘cinsel tercih’ olarak gösterilmiş, tercih kişinin iradesini kullanıp seçim yapmasını gerektirdiğinden ve eşcinsellik de olumlu bir tercih olmayacağından bu defa “cinsel yönelim” kavramı türetilmiştir. Böylece eşcinseller olumsuz tercih kullanmanın sorumluluğundan ve sonuçlarından kurtarılıp eşcinsellik sanki doğal bir süreçmiş görüntüsüne sokulmuştur. Dış baskı ve tehditlerle Türkiye’nin de aynı yola girmesi istenmektedir. Toplumu buna hazırlayabilmek için sürekli olarak eşcinseller özellikle medya kanalıyla gündeme getirilmektedir. Müzik ve film piyasasındaki eşcinsellere özel bir önem verilerek bunlar öne itilmekte ve –reklamlara kadar- hemen her film ve dizide bu tür tiplemelere yer verilmektedir. Bu cümleden olarak medyaya malzeme olması bakımından eşcinsel yürüyüşleri, konserler, festivaller gibi etkinlikler düzenlenmektedir. Medya desteğinin yanı sıra eşcinseller aile, ahlak, namus gibi toplumun temelini teşkil eden kurum ve kavramları yıkıp, yok etmeye çalışan marjinal kesimlerle de sıkı bir işbirliği içerisinde yol almaya çalışmaktadır” ifadeleri yer aldı.

“AMAÇ MÜZİK YOLUYLA EŞCİNSELLİĞİ MEŞRULAŞTIRMAK”

Açıklamada, eşcinselliği yayma misyonu olan orkestranın ilk kez Müslüman bir ülkede konser vereceği belirtilerek, “Bu meyanda mübarek Ramazan ayının 10. gününe rastlayan 27 Haziran 2015 günü, eşcinselliği yaymayı kendisine misyon edinmiş eşcinsellerden kurulu bir Amerikan orkestrası, ilk defa olarak bir Müslüman ülkede, Türkiye’de konser verecektir. Orkestranın amacı müzik yoluyla eşcinselliği meşrulaştırıp, yaygınlaştırmaktır. Hemen ertesi gün 28 Haziran 2015 günü –ki Ramazan ayının 11. günüdür- İstanbul’da yapılması planlanan eşcinsel yürüyüşüne bu orkestra da katılacağını belirtmiştir. İnancımız, tarihimiz ve kültürümüzle hiçbir şekilde bağdaşmayan, ahlak kurallarına uymayan bu tür faaliyetler toplum yapımızda büyük tahribat ve yıkımlara sebep olabilecek vahamette olaylardır. Bu sadece bizimle sınırlı kalmayıp bizden hareketle diğer İslam ülkelerine de ihraç edilmek istenmektedir. Bu gibi faaliyetlere izin verilmesi veya göz yumulması ileride telafisi mümkün olmayan büyük felaketlere sebep olacaktır. Milli ve vicdani bir görev olarak bu konser ve yürüyüş ile benzeri faaliyetlere engel olunması için yetkili makamları görevlerini yapmaya davet ediyor, bu büyük vebalden kurtulmak için cesaretle gereken adımları atmalarını bekliyoruz” denildi.

 

Osman sınavdan travesti açılımı !

Çok başarılı süper yönetmen Osman Sınav ile ilgili flaş bir gelişme yaşanıldı. Osman Sınav katıldığı bir etkinlikte sanatçıların Araf'ta durması gerektiğini belirtti çok önemli beyenatlarda bulundu işte o gelişmelerin ayrıntıları.


Yunus Emre Enstitüsü (YEE), 2010 yılında bu yana düzenlediği Türkçe Yaz Okulu Programı kapsamında bu yıl dünyanın dört bir yanında Türkçeye gönül vermiş, Türk kültürünü ve tarihini öğrenmek ve kariyer yapmak isteyen öğrencileri program kapsamında Türkiye'ye getirdi.


2015 Uluslararası Türkoloji Yaz Okulu'nda eğitim alan Türkçeye ve Türk filmlerine hayran gençler, bugüne kadar Kurtlar Vadisi, Acı Hayat, Ekmek Teknesi, Uzun Hikaye gibi bir döneme damgasını vurmuş kült dizi ve filmlerin yönetmen ve yapımcılığını yapan Osman Sınav ile buluştu.


Sınav, Rusya, Letonya, Mısır, Hindistan, Ukrayna, İran, Beyaz Rusya ile beraber 31 ülkeden 200 katılımcının yer aldığı yaz okulunda Türk sinemasını, Dizi sektörünü, yönetmenliği,  filmlerini ve deneyimlerini paylaştı.  "Sanatçı taraf tutmaz, Araf'ta durmalıdır" Osman Sınav öğrencilerle buluştuğu programda sinemayı, senaryo yazarlığını ve deneyimlerini paylaştı.  


Sınav, "Uzun Hikaye filmi aslında Yunus Emre Enstitüsü filmi oldu. Çünkü bu filmle Yunus Emre Enstitüsü ile Ürdün'e,  Tahran'a Polonya'ya Bosna Hersek'e, Makedonya'ya, Kazakistan'a ve daha birçok ülkeye gittik. O yüzden Yunus Emre Enstitüsü son 50 yılda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin önemli bir kültürel hareketidir" dedi. Ünlü yönetmen sözlerine şöyle devam etti:  "Size hakikatin inşası hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Hakikat dediğimiz şey felsefede sözel inşadır. Sinemadaki hakikat ise görsel olarak inşa edilir. Buradaki bağı tanrı kurar ve kutsal kitabında da olduğu gibi sözlerden bir görüntü oluşturur. Çünkü görüntü sadece kameradan alınmaz, sözlerle de görüntü oluşturabilirsiniz. Hakikati oluşturmak için ise dramatik okuma yapmanız lazım. İnformatik okumadan sanat olmaz bilim yapılır. Sanat yapanlar dramatik okuma yapanlar. Çağdaş algıyı yaratan da dramatik okumadır ki zihnimizin derinleşmesi için dramatik okuma yapmak zorundayız. Çünkü sanatçı Araf'ta durmalıdır. Dramatik okuma yapmazsa Araf'ta duramaz. Bir tarafı tercih etmiş demektir. Siz sanatçı olarak her iki tarafı da görmek zorundasınız. Uzun Hikaye benim için böyle özel bir filmdi. Bir arayış, bir hicret filmi Uzun Hikaye. Alt metninde dramatik okuma yatar. Bizim için maddi manevi daha doğru daha adaletli bir yere doğru gitmektir. Filmin ana karakteri Ali de işte bu yüzden hep arayışla başka başka yerlere gider." "Sinema evrensel bir dildir"


Yunus Emre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Şaban Çobanoğlu programda yaptığı konuşmada sinemanın diline ait şunları söyledi:  "Filologlar ve Türkologlar insanın iç dünyasını ve dış gerçekliği incelerler. Sinema da böyle bir dil yakalar. İnsanın iç dünyası ve dış gerçeklik arasındaki bağı yansıtır. Sinema evrensel bir dildir ve Filologlar ve Türkologlar da diller üzerine çalışırlar ve yeni dilleri araştırırlar. Sanat her türüyle bir bütündür ve birbirinden ayrılması zordur. Sinemanın içeresinde kameranın bir dili var yönetmenin, edebiyatçının, yazarın bir dili var, bu dili yorumlayan bir yazar var, okur var, yorumcu var. Sizin yorum dili konusunda da çok iyi yetişmeniz gerekiyor. Foucault'tan Derrida'ya kadar araştırın, bakın ne demişler. Bir edebiyatçının, bir sanat eleştirmeninin bilmesi gereken şey budur." Enstitü olarak kapalı diplomasi dillerini açmaya çalıştıklarını belirten Çobanoğlu, "Dillerimizi ortaya koyup zengin bir harmanda yorumlamak istiyoruz. Artık ülkenin sınırlarını kültürler ve dillerin bir araya gelerek kaynaşması korur, toplar tüfekler değil" dedi ve katılımlarından dolayı önce usta yönetmen Osman Sınav'a sonra da katılımcılara teşekkür etti. Program öğrencilerle soru-cevap yapılmasının ardından son buldu.

Kaynak:Ucankus.com

Osman Sınav Kimdir?

Hayatı

1956 yılında Burdur’da doğdu.1975 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nü bitiren Sınav, tekstil tasarımıyla da ilgilendiği için 1977’de aynı okulun Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu Tekstil Dizaynı bölümüne kaydoldu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Sinema Televizyon Enstitüsü’nde de eğitim gören Sınav, 1979 yılında mezun oldu.

Profesyonel iş hayatına Man Ajans’ta metin yazarı olarak çalışmaya başlayarak atılan Sınav, reklamcılık kariyerine daha sonra 1980 ve 1984 yılları arasında Grafika Lintas isimli ajansta devam etti. Metin yazarlığının yanı sıra creative grup başkanlığı görevini de yürüten Sınav, 1984 yılında Sinegraf Film Yapım/Yönetim Ltd. Şti.'ni kurdu. Yazdığı 500’e yakın reklam filmi ve kampanyayla uzun soluklu reklamcılık tecrübesine 1987’de son noktayı koyan Sınav, artık sadece sinema projeleri üzerine yoğunlaşmak istiyordu.

TV dizileri ve uzun metrajlı filmleri başlatan yönetmen, aynı yıl başrollerini Haluk Kurtoğlu ve Alev Sezer’in paylaştıkları Bir Muharririn Ölümü isimli TV filmi için kamera karşısındaydı. Ardından 1989’da senaryosunu İlhami Algör ile birlikte yazdıkları Hünkarın Bir Günü geldi. 1990’da Yalancı Şafak, Küçük Dünya ve Aşka Kimse Yok filmlerini çeken Sınav, 1993’te Süper Baba isimli TV dizisinin yönetmenliğini yaptı.

1994’te Mehmet Aslantuğ’a en iyi oyuncu, kendisine de en iyi yönetmen dallarında Altın Portakal kazandıracak Yalancı’yı çekti.

Melek Apartmanı, Mavi Düşler ve Sıcak Saatler gibi diğer TV dizilerine de imza atan yönetmen, daha önce de birlikte çalıştığı Mehmet Aslantuğ ve Ayşegül Aldinç’in başrollerini paylaştıkları Gerilla isimli filmi 1998’de izleyiciyle buluşturdu. Tomris Oğuzalp filmdeki rolüyle en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Portakal ödülünün sahibi oldu.

Kenan İmirzalıoğlu’nu keşfeden yönetmen, onun güçlü bir yüzü olduğunu düşünüyordu ve İmirzalioğlu-Sınav ortaklığı 1999’da Deli Yürek isimli diziyle start aldı. 2002’de filmi için kamera arkasına geçen Sınav, Deli yürek: Bumerang Cehennemi’yle hatırı sayılır bir gişe başarısı elde etti.

2002 yılında Mazhar Alanson’un da aralarında olduğu oyuncu kadrosuyla Ekmek Teknesi’ne imza atan Sınav, Kurtlar Vadisi’nin de 55. Bölüm'e kadar yönetmenliğini ve yapımcılığını yaptı. Mafya ve derin devlet ekseninde gelişen ilişkiler üzerine kurulu olan dizinin yönetmenliğini bıraktıktan sonra, Kapıları Açmak ve Metin Erksan klasiği Acı Hayat ’ın yeni versiyonu için kamera arkasındaydı.

Osman Sınav son olarak yönetmenliğinin yanı sıra yapımclığını da üstlendiği, Fatih Akın’ın Kısa ve Acısız isimli filminden tanınan Mehmet Kurtuluş ve Dogville, The Batman gibi filmlerde de rol almış Udo Kier’in de aralarında olduğu oyuncu kadrosuyla, Pars: Kiraz Operasyonu’nu vizyona soktu.

2012 yılında özel bir törenle, MSGSÜ sinema ve televizyon bölümünden mezun oldu.[1]
Hakkındaki homofobi iddiaları

Osman Sınav eşcinsel karşıtı bir açıklaması yüzünden çeşitli LGBTT örgütleri tarafından protesto edildi. Türkiye’deki Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel (LGBTT) hakları ile ilgili çalışan 8 kurum ortak bir açıklama yayınlayarak eşcinselleri "O tip insanlar", "ahlaksız" ve "karanlık" olarak niteyelen Osman Sınav’ı özür dilemeye davet ettiler.[2]

ATV'de gösterimi başlayan Kılıç Günü adlı dizide iki erkeğin aynı yatakta yarı çıplak bulunduğu sahne üzerine HT Magazin'e şu açıklamayı yapmıştı:[3]
“     Bu sahneleri provoke amaçlı kullanmadık. Böyle bir amacımız olsaydı daha önceden görselleri basına verirdik. Hikâyemizde Firavun'un sarayından bahsediyoruz. Firavun'un sarayında böyle şeyler vardır. Bunlar gerçektir. Karakter tanımlaması yapıyoruz. İyiliği, bütün güzelliğiyle gösterebilmek için karanlığı da bütün çıplaklığıyla göstermek lazım. Yoksa 'iyi' hissedilemez. Sığ kalır. Biz kimsenin cesaret edemediği şeyleri göstermeye çalışıyoruz. Ahlâksızlık propagandası yapmıyor, aksine o tip insanların profilini sergiliyoruz. Bu kişiler ve ahlâksızlıklarını gösterebilmek için ahlak sınırları dışına çıkmadan bir şeyler yapmak zorundayız.     ”
Söyleşileri

Erciyes Üniversitesi Süleyman Çetinsaya İletişim Fakültesi tarafından organize edilen 7. Erciyes Film Festivali'ne onur konuğu olarak katılan Osman SINAV, "Beyaz Cam'dan Beyaz Perdeye" adlı söyleşisinde bir öğrencinin; tarihi şahsiyetlerin işleniş biçiminin yanlışlığına dikkat çekerek, bu durumun bir yönetmen kendisini vicdanen rahatsız edip etmediğini sorması üzerine, bu durumdan rahatsız olduğunu ve bu tür yapıtların azami ihtimam gösterilerek yapılması gerektiğini söylemiştir. "Türk tarihinde ve Türk toplumunda sinemaya konu olabilecek pek çok hadise, mekan ve kişi olmasına rağmen Türk Sinemasının içerik bakımından seçkin yapıtlar verememesini nasıl yorumlarsınız?" şeklindeki soruya Türkiye'de sinema sektörünün içinde bulunduğu zorlukların buna müsaade etmediği söyleyen Osman SINAV, Osman Batur örneğini vererek kültürel alt yapının da zayıf olduğunu ifade etmiştir [4]

 

 

Travesti nedir ?

Travesti nedir ?

Merhaba Arkadaşlar Buseferki yazımda Son Zamanlarda Travesti Nefret Suçları Artmaya Başladı Bu Konuya Değinmeye Çalışacağız.Son 2-3 Ay İçinde Türkiye Genelinde Çokca Travestiler‘e Yapılan Saldırılar Bayağı Artmaya Başladığını Görmekteyiz.

Bu Nefretin Neden Bukadar Artmaya Başladığını Öğrenmek İçin Ayrıntılı Araştırma Yapmaya Başladık.Kısa bir süre öncesine kadar Örgütler (ekonomik, sosyal, siyasal) açısından temel başarı ölçütleri hedeflere ulaşmataki matematiksel veriler yani istatistiklerdi. Diğer bir ifade ile siyasi partide alınan oy, bir şirkette elde edilen kar, lobi örgütlenmesinde ulaşılan güçtü. Tüm dünyanın geçirdiği evrim ve gelinen süreçte, temel ölçüt sayısal veriler kadar örgütlenme içinde yer alanların, çalışanların mutluluğu, adana travestileri muhatapların tatmini de esaslı ölçüt olmaya başladı.

Uluslararası ilişkilerde tüm büyük örgütler çok uluslu, çok kültürlü, örgütlü hale geniş bulunmaktadır. İş hayatında ki orta ve büyük ölçekli ( örgütlerin) nerdeyse tamamı alanya travestileri çok kültürlü ve çok uluslu olarak kabul edilebilir. Bu çok uluslu/kültürlü yapılar içinde yer alan bireyler açısından en önemli sorun ise çeşitli şekillerde tezahür eden nefret suçlarıdır.

Nefret suçları çok kültürlü çok inançlı örgütlerde demokrasinin, aidiyetin, üretimin ve mutluluğun önünde ki en büyük sorunlardan biridir. Gelişmiş tüm ülkelerde, konuya ilişkin çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış olup konunun artık ülke gündemine taşınması için nefret suçları ve bunun örgütlere özelliklede iş yaşamına yansımaları ve toplumsal duyarlılığın arttırılması için bu çalışma hazırlandı.

 

travest-ilanları-background